YONTMA TAŞ ÇAĞININ AŞAMALARI | Teknoloji.Tc

YONTMA TAŞ ÇAĞININ AŞAMALARI

130.000 yıl önce Yatan Yontma Taş

250.000 yıl önce Orta Yontma Taş

500.000 yıl önce Uzak Yontma Taş

Sanayi

Kro-Manyon çeşitli araçlar, mağa

Homo Spaiens Yontma taş, kemikten

gravürleri

Neandertal Adamı Yontma taştan biz, Fonteşevad Adamı bıçak, testere

Swanskomb Adamı

Anlatntropus Pitekantropus

Yumruk tokmak, Ateş.

Tarih öncesinin gerçek müzesi diye nitelenen Lascaux mağarası’nda ve. öteki mağaralarda karşılaştığımız şaşılacak kadar görkemli freskler işte bur çağın ürünleridir. Bu dönem, tarih öncesi dramın üçüncü ve son perde-sidir. İnsan, dünyayı fethetmesine olanak sağlayacak bütün zihin yeteneklerine sahiptir artık… Bunu ta atom pline ve yapay uydulara kadar ulaştıracak ilerlemeler, bu mağaraların karanhğıyla sessizliğinde ve sihirbazların korunmasında zevkli bir sanatın yaratılmasına doğru atılan adımların eserleridir.

Yaklaşık olarak 600 bin yıl süren Yontma Taş Çağı’nda mağara adamı ancak çakmaktaşlarmr yontmuştu. Öze! müzelerin vitrinlerine bir göz atmak bile, bu 600.000 yılın sonlarında tekniğin, başlardakinden pek farklı olmadığım bize göstermeye yeter. Ancak bu çağın sonu, tarih öncesinin XX. yüzyılı olmuştur.

Cilalı Taş Çağı İşte o zaman başlar. Bu çağ, Yontma Taş Çağı’nın 600.000 yılı yanında birkaç bin yıl gibi kısa sayılacak bir süre devam etmiştir. Ama bu birkaç bin yıl, tekniğin bîr şimşek hızıyla İlerlemesine ve çok önemli bir keşfin (cilalı taş, tarım, hayvancılık, çömlekçilik ve konut yapımı) gerçekleştirilmesine yetmiştir.

Yontma Taş Çağı’nda atalarımız 600.000 yıl taş araçlarla yetinebilmiş; buna karşılık onların Cilâlı Taş Ça-ğYndaki torunları balta yontmayı, köpeği evcilleştirmeyi, ekmek pişirmeyi ve köyler inşa etmeyi birkaç on bin yılda gerçekleştirmişlerdir.

Cilâlı Taş Çağında insanlar köylerinde kapah yaşamazlar, ileri çağlardaki gibi ticaret amacıyla uzun yolculuklara çıkarlardı. Yollara gelince, bunlar bugünkü yollar gibi taş döşenmiş ya da makadamh (1) olmamakla

birlikte başlıca ticaret merkezlerini birleştiren oldukça üzgün bir toprak yollar ağı vardı. Bazı uluslararası yollar bugün de Cilâlı Taş Çağı atalarımızın çizdikleri yerlerden geçmektedir. İrmaklar ve göller ulaşıma engel değildi. Çünkü insanlar, meşe tomruklarını oyup 3-15 metre uzunlukta “pirog” denilen kayıklar yapmayı biliyorlardı.

burada “ticaret merkezi” terimini kullanmak yersiz değildir; çünkü o çağda, hammaddelerin çıkartıldıkları yerden başka yerlere iletilmesi geniş çapta düzenlenmişti. “Volkan camı” denilen madde Sicilya ve Sardunya’dan Rhone ve Ren boylarına, İsviçre’ye, Alzas’a kadar götürülürdü. En yüksek sımrma Demir Çağı’-nda ulaşacak olan amber ticareti; Bal-tık’tan ingiltere’ye, İspanya’ya ve Balkanlara kadar uzanan geniş bir alan içerisinde sürdürülmüştür. On kilometrekarelik geniş bir alanı kaplayan Grand-Pressigny (İndre-et-Loire) çakmaktaşı ocaklarından çıkartılan bu hammadde, bütün Fransa’ya dağıtılırdı. Bazen ocaklar gereğince yetmediğinden toprak kazılır, daha derin tabakalarda çakmaktaşı aranırdı. Belçika’da Mons yakınlarındaki on iki metre derinliğinde kazılmış bir tarih öncesi çakmaktaşı madeni ve burada çalışmış bir işçinin iskeleti bulunmuştur.

Cilalı Taş Çağı’nın sonlarında, dünyamız aşağı yukarı bugünkü şeklini almıştı. Buzul Çağı bittiğinden iklim ısınmış ve büyük buzullar erimeye başlamış, bu da deniz düzeyini yükselmişti. M.ö. 6.000de ingiltere’yi kıtaya bağlayan dar kara parçası sular altında kaldı. Seine, Ren ve Tuna ırmakları da dar vadilere çekildiler, insanlar, uygarlık yolu olar ırmak boylarında yerleşerek toplu biryaşam sürmeye başladılar.

No tag for this post.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.