İNSANLARIN UYGARLAŞMA YOLUNDAKİ AŞAMLARI
Bu yerleşme yerlerinden en eskisi olan Nil vadisi, M.Ö. 7.000-6.000 yıllarında uygarlığın ilerlemesine büyük katkısı bulunacak bir olaya sahne oi-du. Günlerden bir gün Nİ1 kıyılarında yaşayan biri (artık buradakilere Mısırlı diyebiliriz). Sina yarımadasında yolculuk ederken pek şaşırtıcı bir olayla karşılaştı: Herkesin her zaman yaptığı gibi bir ateş yakmıştı. Ancak ateşin yandığı yerde bazı taşların eridiğini, aktığım ve ateş söndüğünde bunların yeniden sertleştiğini gördü. Bu olayı değerlendirinceye; yani, ısının bakır madenini ham cevherinden ayırdığını anlayıncaya kadar kaç yıl geçti, bilemiyoruz.
Mısırlılar, bu keşiften hakkıyla yararlanmayı bildiler. Sina’dakİ maden yataklanndaki cevheri odunla eritip madenini ayırmayı, kalıplamayı ve çekiçle şekil vermeyi becerdiler. Yukarı Mısır’da (Badari’de) kolye gibi boyna asılmak üzere hazırlanmış, boncuk şeklinde ve Maden ÇağYndan kalma birtakım bakır kalıntılar ortaya çıkartmışlardı. Görüldüğü kadarıyla, bu bulgudan ilk yararlananlar zanaatçılar değil, kadınlar olmuşlardı.
Bu noktadan şu yalın fikre ulaşıncaya kadar yüzyılların geçmesi gerekti: Eritilmesi ve şekillendirilmesi bunca kolay bir maddeden yalnız kadınların süs eşyalarından başka araçlar da “İmal” edilebilirdi.
Bu ikinci aşama, M.Ö. 4.000′lere rastlar. O çağda hiyeroglif yazısı icat edilmiş, göksel gözlemler M.Ö. 4.245′te bir takvimin yapılmasına yoi açmış, ülkede bir krallık yönetimi kurulmuş; yani, Mısır uygarlıkta enikonu ilerlemişti. Ö dönem kadar yalnız küçük konutlar inşa edilirken, bakırın mimarlıkta sağladığı geniş teknik olanaklar ve bu maddeden yapılan
araçlar sayesinde M.Ö. 3.000′de “pi: ramit’Mer yapılabildi.
Bakır, aynı çağda Mezopotamya’ya doğru yayıldı. Ancak Fırat ve Dicle boylarında bakır madenleri olmadığından Maden Çağı buralarda daha geç başladı. Mısırlılar bakırdan silahlar, baltalar yaparlarken Mezopotam-yalılar da hâlâ taş ve kemikten araçlar kullanıyor ve balçıktan evlerde oturuyorlardı. M.Ö. 3.500′e doğru bölgeye kuzey ve doğudan gelen Sümerler güneye ilerleyip orada yerleştiler. Sümerler, aynı zamanda Önemli icatları da birlikte getiriyorlardı: Zamanla çivi yazısına dönüşecek resim yazısı, mimarlık ve bakır madenciliği bunlar arasındaydı. Bunlar hünerli kişilerdi; kısa sürede kolyeler, toplu iğneler, aynalar, olta iğneleri ve her çeşit kesici araç yapmayı başardılar.
Tarih öncesi ve tarih dönemi arasındaki sınırı bu çağa (Mısır için M.Ö. 6.000, Mezopotamya için M.Ö. 3.500) yerleştirebiliriz. Ancak, madenden yararlanmayı önceki çağların tekniğini bir anda silip süpüren “ani” bir aşama olarak düşünemeyiz. Tersine, çok ağır bir geçiş dönemi gerekti ve taş araçlar yerlerini büyük güçlüklerle madene bıraktılar. Bakır, Mezopotamya’yı aşağı yukarı yirmibeş yüzyıl sonra fethetti. Oradan Ege adalarına, İran’a, Avrupa ve İskandinavya’ya yayılması için de daha onsekiz yüzyıiın geçmesi gerekecekti.
Sözünü ettiğimiz bu son ülkeler, tembel izleyiciler oldular: Batı Avrupa ve Çİn duraksamalı adımlarla Bakır çağı’na girerlerken öncüler; yani, Mısır ve Mezopotamya, Tunç Çağı’na ulaşmışlardı bile. Tunç Çağı’nın yolunu M.Ö. 2.800′de Sümerler açtı. Bilindiği gibi tunç, bir bakır ve kalay alışımıdır. Sümerli bir zanaatçının, bir rastlantı sonucu, istenen oranda kalayla karışık bir bakır ma-
denini eriterek tunç elde ettiğini düşünebiliriz. Aynı kişi, her halde yeni elde edilen bu maddenin bakırdan daha sert olması nedeniyle daha yararlı olabileceğini de farketmişti. Gerçekten de çelik, demire oranla neyse, tunç da bakıra oranla aynı şeydir. Şimdi artık salt baltalar ve olta iğneleri değil, bıçaklar bizler ve usturalar da madenden yapılabilecekti. Bu nedenle olsa gerek, tunç, bakırdan daha çabuk yayıldı. Mısır bu madeni Firavun Ke-ops’un kendi adını taşıyan piramidi yaptırdığı yıllarda (M.Ö. 2.850) tanıdı. Girit, M.Ö. 2.5OO’de Akdeniz kıyılarını tunçtan biblolara boğdu ve Çin de M.Ö. 1.800 yıllarında bu madeni kullanmaya başladı.
Babil egemenliğinin sürdüğü ve Teb kentinde dev tapınakların yükseldiği bu dönemde; Avrupa, Yontma ve Taş ÇagVnda yaşayan oymakların barındığı bir kıt’aydı. Maden bu kıt’a-ya çok zor girdi. İlk olarak Tuna ağzından Avrupa’ya sokuldu ve ırmak boyunca ilerleyerek Ren ve Rhone vadilerini sardı. Önce kuzeye sonra ispanya’ya doğru yayıldı. Bu madenle yapılan yeni tip kesici bir silah olarak kılıç kullanılıyordu. Büyük bir yenilikti bu… Bir gelecekte Avrupa’nın, Yakın Doğu İmparatorluklarını yenmesi olanağını sağlayacak ve Aga-memnon’un elinde Truva’yı yenen silah haline gelip yepyeni bir uygarlığın doğmasına ön ayak olacaktı.
Aynı Kategorideki Diğer Yazılar
Mumyalanarak 90 yıldır hiç değişmedi
Kanada'ya Düşen Meteor Taşının Parçaları Bulundu







Leave a Reply
You must be logged in to post a comment.