AVRUPADA UYGARLIĞA GEÇİŞ
Xylograpkie”ler-Tekniğin gerçek sahipleri-Keten yağı ve iskarası-Baskı tekniği-Gutenberg ve Sonrasında-Kitaplar… Gazeteler…-Gazete baskı makinası-29 Kasım 1814-Rotatifler-Dizgi sorununun çözümü-”Lmotype”, “Monotyp”~Yazı makinesi.
Ortaçağ, tekniğin doğuş çağıdır: Doğum uzun, güç ve acılı olmakla birlikte, sonlara doğru gelecek çağların uygarlığının temelini kuracak en önemli üç icadın gerçekleştirildiğini görüyoruz. Bunlar, Ortaçağ’ın uygarlığa başlıca katkıları ve önemli çıkış noktalan olmuştur. Bu noktalardan yapılan üç atılım, toplumu gündeş çağın eşiğine getirivçrmiştir.
Bu İcatlardan birincisi, “baskIdır. Gutenberg’den önce hazırlanmış bir kitabı incelediğinde bu icadın öne-. mi daha iyi kavranabilİnecektir: Madenden, deriden ya da tahtadan yapılma iki levhanın arasına sıkıştırılmış kocaman bir şey… îçinde papazların aylarca çalışarak büyük bir sabır ve çabayla meydana getirdikleri bir din, bilim yada metafizik eserinin kopyası vardır. Görüldüğü gibi, kitap o çağlarda pahalı ve bir lüks eşyasıdır. En büyük kitaplıklarda bile birkaç yüzden fazlasını bulmak olanaksızdır. Bunlardan birini Paris Tıp Fakültesi’nden ödünç almak isleyen Kral XI. Louis bile gümüşlerini rehin bırakmıştı.
XIV. yüzyılın sonlarında ansızın ortaya “Xylographie”Ier çıkıverdi. ‘ Bunlar üzerlerine desenler oyulmuş tahtadan levhalardır ve bu desenlerden birçok sayıda basılabilmektedir. Kaynağı Asya’da ve DoğVda, Çin’de olan bu oyma desenli basma resimlerin bazıları 947 yılından günümüze kadar kalmıştır. Konu, titizlikle düz-leştirilmiş. bir levhaya işleniyor; sonra desen ya da yazının çevresindeki ta-ha bir çelik kalemle oyuluyor ve geriye kalan kabartma kısımlar iyice mürekkelenip kâğıda basılıyordu.
Bu tekniği Avrupa’ya getirenlerin Türkler olduğu sanılıyor. XV. yüzyılın başlarında iyice yaygınlaşan bu yöntemle bir yandan kutsal resimlerin bolca dağıtılması sağlanırken, öte yandan da oyun kâğıtları basılıyordu. Oyun kâğıtlarının kaynağı Hindistan olsa gerektir; Avrupa’da görünür görünmez kumarsever yığınlarım hemen sarmıştı. Tahta gravürlerle basımı sonucunda bollaşınca fiyatları da büyük Ölçüde düştü. Giderek bu kâğıtların tek levhayla değil de, biri resmi, öbür yanında da yazılarım taşıyan İki levha kullanılarak basılması düşünüldü. Sonra yazıların satırlara, daha sonra da harflere bölünmesine yönelindi. Bütün bu olgular, zincirleme olarak birbirine izler; yani, birinden ötekine kolay geçilir sanılmamak. Çünkü yalnızca hurufat’ı (basım harflerini) icat etmek yetmez, bunları çabuk basmayı sağlayacak sistemi de kurmak gerekir.
Baskının temel bulgusu olan hurufatın 1423′te gerçekleştirildiğini, bulucusunun da kilise adamlarından
ve çağının en önemli “exylographie” basımevlerinden birinin sahibi Coster (1370-1440) olduğu söylenir. Tahtaya harfleri ilk oyan ve bunları kelimeler ve cümleler yapmak üzere bitiştiren yine bu Coster’dir. 1440′dan çok daha önce bu yolla birçok kitaplarla Donatus’un “Latin firamerF’ni dizmiş ve basmıştır. Sanıldığına göre. gelecek kuşakların Gutenberg adıyla tanıyacakları ünlü Gensfleich da onun çırakları arasındaydı. 1400′deMayen-ce’de doğan ve bir yargıcın oğlu olan Gutenberg, ailesinin yoksul düşmesi üzerine bir zanaata girmek zorunda kalınca kuyumculuğu seçmişti. Ama kısa süre sonra piyasaya fazlaca karıştığından ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı. Bir ara Coster’İn yanında çalışmış olduğunu ve baskının toplum yaşamında büyük bir devrim açacağını o çağlarda sezdiği kuşku götürmez.
Gutenberg’i 1443-1444 yılları arasında Strasbourg’da görüyoruz. Harfleri tahtadan değil, dökümle meydana getiriyor; bir yandan da ketenya-ğı ve İs karasıyla İlk baskı örneklerini hazırlıyordu. 1448′de, icadından yararlanmak ve para kazanmak üzere Mayence’ye döndü, iki yıl sonra zengin bir kentsoyludan gerekli para yardımını sağlayarak Pierre Sehaef-fer’le birlikte işe koyuldu.
Böylece baskı tekniği doğmuş oluyordu. Mayence’deki küçük işlikte kurşun ye antimom bileşimi kullanılmaktaydı. Bundan sonrasında dünyanın bütün dökümcüleri hurufat yapımında bu bileşimi kullanacaklardır. O dönemde er presiyle sayfanın iki yanına birden basılıyordu. Sayfa düzeni (mizampaj) yönünden de belirli bir ilerleme görülmüştü.
Uzman tarihçiler, Gutenberg’in ilk bastığı eserin bir gökbilim takvimi olduğunu kabul ederler (1447).Bastıklarının en tanınmışı da yalnız on iki tanesi günümüze kadar gelen. İki sütunlu 36 satirli 1282 sayfalık “İncirdir.
Gutenberg, 1467 ya da 1468′de öldüğünde İcadı baş döndürücü bir hızla yayılıyordu, önce İtalya’yı fethetti; 1464′te Roma yakınındaki Subia-co’da ve 1470′de de Roma’da ilk ba-sımevleri kuruldu. 1469lda onu Paris’le Fransa izledi. Budapeşte ilk basımevine 1473′te, Oxford 1479′da ka-vtıştular. Yüzyılın sonlarına doğru sayısız Avrupa kentlerindeki işliklerde her boyutta pek çok sayı da “İncil” basılmaktaydı.
icat, tanıtılmış ve kabul ettirilmişti; iş, bunu iyice geliştirmeye kalıyordu. Büyükr basımcılar sırayla sahneye girmeye başladılar: 1490′da Aide Mamıce, (Venedik’te) 1504′te Henri-Estienne, (Paris’te) 1555′te Çhristop-he Plântin (AnversMe) ye 1587′de Lo-
uis Elzâvir de Leyde’de.;. Ancak Gu-tenberg’in kullandığı “gotik” harfler yerine 1464′te “lalin” harfleri; 150Q’de de “italik*’ler kullanılmaya başlandı.
Bu büyük İcadın paha biçilmez so-nuçlarınrsayıp dökmeye elbette gerek yoktur. Başlangıçta felsefe eserleri ve kutsal kitaplar yayımlanmış; ucuzluğu ve küçük boyutu yüzünden herkesin kitap sahibi olabilmesi böylece her düzeyde ve bilgide İnsanın okuyabil-mesiyle eleştirebilmesi sağlanmıştı. Bu, insanı doruğa yükseltme amacını güden kendine özgü bîr uygarlığın çıkış noktası oldu.
Kısa bir süre sonra kitaplar, bildiriler ve daha sonraları da gazeteler,’ kültür yaşamının vazgeçilmez parçaları oldular. Okur yazarların sayısı da bir toplumun olgunluk Ölçüsü sayılmaya başladı. Buna karşılık, baskı tekniğinde tam üç buçuk yüzyıl Gutenberg’in buluşundan’başka bir yenilik olmadı. Harfler hep elle diziliyor ve bunların metinleri el preslerinde basılıyordu. Daha bir sürü ağır ça-hşma tekniği, günün olaylarını çabucak basıp geniş yığınlara duyurmaya olanak bırakmıyordu. Ne var ki, dünyamızda insanların daha çabuk ve daha bol bilgi alma isteği giderek artıyordu. Gazeteye benzeyen ilk basılı yazılan Avusturya makamları 1529′da yayınladı. Türklerin Viyana kuşatması dolayısıyla batı dünyasını bekleyen büyük tehlike bütün Avrupa’ya duyurmak için 1609′da Avrupa’nın ilk gazetesi Strasburg’da çıktı. 1622′de İngiliz Nathaniel Bu Mor, haftalık dergisi, “VVeekly News”i yayınladı.
GAZETE BASKI MAKİNESİ
Fakat basının kamuoyu oluşturmada etkinliği, çok sayıda basacak uduz ve çabuk’ yayımını sağlayabile
Sait Mehmet Efendi ilk matbaactmıt
cek bir gazete baSkı makinesinin bulunmasından sonradır.
1812′de, Londra’da Times gazetesinin kurucusunun oğlu John Wal-ler Jr.’i, tanıdığı bir iş adamı kentin ticaret merkezinde küçük bir işyerine götürdü ve Gutenberg’den beri baskı tekniğindeki en büyük yeniliği gösterdi, Walter Jr. burada kitap basımcı Saksonyalı Friedrich Koenig ve
Schwaben’!i Friedrich Bauer’Ie îanış-ı ti.
Friedrich Koenig, basım tekniği için büyük bir yenilik olan buluşunu gerçekleştirme konusundaki yaptığı birçok denemede düş kırıklığına uğramış, İcadı için vatanında gerekli yardım ve desteği bulamayacağını anlamıştı. Çünkü bir çok prensliklere bölünmüş Almanya’da bir bölgede alınan pateni, bir başka prenslikte ge-Çerli sayılmıyordu. Bu yüzden de kimsenin patentleri umursamadığı ve panı yatırdığı yoktu. Bu durumda o d;ı kalkmış, İngiltere’ye göç etmişii. Bu ülkenin patent hukuku daha ileri bir anlayışla hazırlanmıştı. Koenig ve Arkadaşı Bauer, yıllarca birlikte çalışıp düşlerini kurdukları icad için İngiliz işadamlarından Thomas Bensley’le buharla çalışacak bir (seri) çabuk baskı makinesi yapmak için anlaşmışlardı.

John Waher, Bensley ve iki Almanla bir anlaşma İmzaladı. Çift baskı yapar iki makine yapımı konusunda, “Tİmes” ve “Evening-MaiP’i bu makinelerin yapımı iki yıl sürdü.
Koenig’in temel düşünürü çok yalındı. Basılacak kâğıtlar o güne kadar dizili harflerin üstüne elle konulur ve daha önce de bir merdaneyle boya sürülürdü. Sonrasında baskı aygıtı elle ya da bir manivelayla işletilirdi. En becerikli basımcılar bir saatle ancak 300yaprak basabilirdi. Bu işi makineleştirmeyi düşünmüş olanlar vardı kuşkusuz. Fakat çözümünü bulan Koenig oldu. Satırların bağlandığı sayfayı bir boya merdanesinin altında ileri-geri hareket ettirdi. Sadece kâğıt elle veriliyordu. Basılmış kâğıt: makinenin arkasında duran işçinin eline varınca sayfa hemen geri geliyor
ve yeniden boya alıp aynı işlem yenileniyordu. Bu yolla satte 1000-1200 yaprak basılabiliyordu.
“Times”in baskı ustaları, işlerinin bir kısmını ellerinden alacak bu makineyi duymuşlardı. Geçimlerini sağlayan kazançlarını bu arada kaçırmaktan korkuyorlardı, makinelerden bir tanesini getiren yük arabasını dur-durtup arabacıya gözdağı verdiler. Walter, bu durum karşısında bîr kurnazlığa başvurdu. Makineyi bir başka yapıya kurdurdu. Gazetenin 29. Kasım 1814 günlü sabah sayısı orada büyük bir gizlilikle basıldı.
“Bugünkü sayımız, basım tekniğinin İcadından bugüne kadar yapılan en büyük yeniliğin ürünüdür. Okurun elinde tuttuğu bu gazete, makineyle basılmış binlerce “Times” sayısından biridir. Bir organizma gibi çalışan bu mekanik aygıt hız ve verimlilik takımından büyük insan güçlerini aşarak, basımcılığın o yorucu ve güç bir çok yakınlarını da gidermiştir. Bu icadı yapan kişi üzerinde fazla söz etmeyeceğiz. Buluşu olan bu makinenin verimliliği ve yararlılığı en büyük övgü yerine geçecektir. Koenig adlı bir Saksonyalı olduğunu ve Bauer adlı bir hemşerisinin yapımda kendisine yardım ettiğini söylemekle yetineceğiz.” John Walter, bu makine yüzünden geçimlerinden olmuş işçilere bir başka kazanç yolu buluncaya kadar gündeliklerini ödedi. Fakat başlangıçta İşçileri ekmeğinden etmiş sanılan bu makinenin basımcılık uğraşı için ne büyük bir mutluluk olduğu çok geçmeden anlaşıldı. Gazetecilerin ve daha sonra da dergi ve kitapların makineyle basılması, fiyatları hızla düşürmüş ve okur sayısını arttırmıştı. Koenig ve Bauer Önceleri bu başarılarından pek bir şey kazanmadılar. Arşları payını Bensley almıştı. İki arkadaş, Bensley’e borçlarını ödediten sonra ellerinde kalan para, Almanya’ya dönecek kadardı ancak. Bauer ve Koenig, birkaç yıl sonra VVürzburg’da eski bir manastırda bir baskı makinesi fabrikası kurdular. Ne var ki, bilgili makine ustaları bulmak güçtü. İlgili makamların ve kilisenin şiddetle karşı çıkmasına bakmaksızın, köylü çocuklarını tekniker olarak yetiştirmeyi başardılar ve onların yardımıyla kurdukları iyerinde bütün dünyaya baskı makineleri yaptılar.
Koenig’in icadı baskı makinesinden elli yıl sonra bu alanda yeni bir ilerleme oldu ve rotatif baskı makineleri icat edildi. Bu tür ilk makineyi1 Amerikalı William Bullock yapmıştı. Bullock, kendi yapımı makinelerden birini kullanırken kazada öldü. Günümüzde de gazete baskılarında kullanılan bu önemli rotatif makinelerin özelliği, kâğıtların kilometrelerce uzunluktaki bobinlerinden sağlanma-sıydı. Böylece kâğıtların yaprak yaprak baskıya verilmesi zorunluğu ortadan kalkıyordu. Rotatif baskı makinelerinde düz tabla yerine yuvarlak baskı silindiri vardı. Bu türün daha gelişmiş büyükleri; kâğıdı keser, katlar ve gereken sayıda desteler. Birçok renkte baskı da yaparlar.
Aynı Kategorideki Diğer Yazılar
Çikolatayla Çalışan İlk Yarış Arabası
Türklerden Parmak İzinden Yüz Tanımlayan Sistemin İcadı






Leave a Reply
You must be logged in to post a comment.