AMERİKA’DA KÖMÜR ARAYIŞLARI | Teknoloji.Tc

AMERİKA’DA KÖMÜR ARAYIŞLARI

Amerika’da ilk kömür arayıcıları Katolik papazlarıydı. Papaz Louis Hennepin, Amerikan kömürünün babası oldu. Doğuştan Belçikalı olan bu papaz, 1675 yılında La Selle sefer heyetiyle birlikte Amerika’ya misyoner olarak gitmiş ve orada kendi başına kömür araştırmalarına koyulmuştu. 1742 yılında bir Fransız Katolik papazı Lally, Batı Virgima’da (bugünkü Richmond kentinin yakınlarında) başka kömür yatakları buldu.

Bir iki yıl sonra ilk nehir vapuru, Ohio ve Mississippi sularında yolculuğa başladığı sırada, yakıt olarak Lally’nin bulduğu kömürü yakıyordu. Olay, XIX. yüzyıl başlangıcında olmuştu ve bu arada da Pennsylvarîia antrasitçleri keşfedilmişti. Bu keşifte katoliklerin değil, İskoç ve Alman protestan papazlarının rolü vardı. Bunlar o denli bağnaz ve dindar kişilerdi ki, oralarda bile adları İncil’den çıkarılmış kentler kurmuşlardır. Na-zareth ve Bethlehem kentleri buna örnektir. Hele bu sonuncusu, bugün çelik sanayii ile ünlüdür ve “Belhlem Steel Corporation”, Amerika’nın en büyük çelik kuruluşudur.

1790 yılında Philipp Ginter adlı bir avcı o güne dek kimsenin bilmediği, acayip bir kara taş bulup, arkadaşı Albay Weiss’a götürmüştü, We-iss, Marylahd ile Pennslvania arasındaki sınırda Ailen kalesi’ndekİ garni-tamın kttmııianıydı. Kara taş da l’tfiıııtylvııııjıı topraklarında bulun-

muştu. Albay, arkadaşının getirdiği taşı görünce hemen İşi anlayarak harekete geçti ve Pennsylrania antrasitlerini işletmek için “Lehingh Coal Company” adlı bir şirket kurdu.

OKYANUSUN ÖTE YAKASINDA

Hemen aynı anda da İngilizler, Büyük Okyanus’un öte yanında (Avustralya’da) taşkömürünü keşfediyorlardı.

Geçen yüzyılın başlangıcında, Batı Avrupa ve İngiltere’nin belli başlı bütün kömür bölgeleri biliniyordu. Fakat Avrupa’da ne varsa ve ne yapılırsa, eninde sonunda bir gün savaş bölgesi içine girdiği halde; İngilizler kendi adalarında, Avrupa’daki savaş cephelerinde durum ne olursa olsun umursamıyorlardı ve ocaklarıyla fab-rikalarındaki makinelere hiçbir şey olmuyordu. Avrupa’da, Napolyon Savaşları sırasında yerden kömür çıkarılması pek gelişememiş, hatta kokkö-mürü kullanımı çok düşmüştü. İngiltere’de, ocaklardan çıkarılan kömür ise üç katına yükselmişti.

Kömür, Britanya Adası’nın hemen her yerinde vardı ve her sanayi alanının yakıt kaynağı da yine yanı başındaydı. İngilizler taş kömürünü ülkenin her yanına su yoluyla götürebilmek uğruna bütün adayı baştan başa kanallarla süslemişlerdir. İngiltere’nin yalnız kömürü bol değil, yanı sıra birçok yerlerde (Iskoçya ve Galler’de) de deniz kenarındadır. O günlerin Petersburg’unda Don yöresi kömürü, İngiliz kömüründen daha pahalıydı ve Almanya’nın Hamburg ve Bremen limanlarında da Saksonya ve Ruhr kömürlerinden daha ucuzdu.

Geçen yüzyıl başlangıcında, Almanya’nın en önemli iki kömUr kaynağından birincisi Silezya’ydı- Sİlez ya, birleşik bir tek alandı ve önemli bîr satış pazarına sahipti. Bu pazar, Prusya İdi. Prusya hem ordusu, hem de sanayii için büyük oranda kömür harcıyordu ve ülke yöneticilerinden bazıları kömür sanayii sahipleriydi. Maden ocaklarında ilk buhar makinesi de Silezya’da işletilmiş ve 1847 yılında yine orada onsekiz kok yüksek fırını işletmeye açılmıştı.

1807′den 1813′e kadar süren Fransız işgali sırasında Ren bölgesinde karışık işler oldu. Kömür ocaklarının sahipleri gözlerini açtılar ve homurdanmaya başladılar. Hem oralarda kömür ocakları, Silezya’da olduğu gibi soyluların ellerinde değil, halkın elindeydi ve ocakların, iyi işlemesini dirençle istemeye başlamışlardı. Zaten buradaki kömür yatakları, başka yerlere kıyasla daha derinde olduğundan bu madenlere makine girmesi de gerekiyordu. Bu nedenle Ren-Vestfalya kömür ocaklarından birine

ilk kez buhar makinesi yerleştirildi Makinenin montajını yapan da vaktiyle domuz çobanıyken marangozluğa kadar yükselmiş biriydi. Franz Dinnedahl, bu makinelerin madenlerinde çok işe yarayacaklarını hemen anlamıştı. Oysa, bir süre sonra Fried-ricn Harkort, bu çeşit makineleri yapacak bir fabrika açtığı zaman birçok yüksek mühendisler, eski domuz çobanının kavradığı gerçeği kavrayama-yıp Harkot’la alay etmişlerdi.

İÇ BÖLGELER

Ren bölgesinde, bu bölgeyi yükseltecek işlere girişen birçok insan vardı. Bunlardan biri de Ruhr gemicilerinden birinin oğlu gemici İhtiyar Matthias Stinnes’di. 1808 yılında kendi adına bir acentahk açtı. O sıralarda Orta Avrupa tam bir kalkınma dönemini yaşıyordu. İşte Matthias Stİn-nes, o günlerde kömür yüklü ilk kü-Çük mavnasını Ruhr üstüne salıverdi..

Mavna, akıntı yönüne kolayca gidiyordu ve kanca ile birazcık yardımdan başka bir şey istemiyordu; ama, akımının tersine ancak atlar tarafından cekîlebiliyordu.

Stinnes kendi başına çalışmaya başlamıştı. Bu bağımsızlık Stinnes’in bir tek mavnayla bir kömür ocağının ağzına dayanmasıydı, o kadar… Fakat birkaç yıl sonra mavnalarla maden ocağı ağızlarmın sayısı kabarmıştı. Anık mavnaları Ren’de de gidip geliyorlardı.

LİNYİT DİYE BİR KÖMÜR

Linyit kömürü, bazı Rakımlardan taşkömüründen farklıdır. linyitin rengi, sahici bir kömüre yakılmayacak derecede esmerdin; Bu da o kadar önemli değildir; aıjıa linyitin, taş-kömür kadar ısıtıcı gücü de yoktur. Bir ton taşkömürünün yapacağı işi yapabilmek için 2.5 ton linyile gerek vardır.

Linyiti yerden çıkarmak, taşkö-mîlrünü çıkarmaktan kolaydır. Linyit, toprağın yüzüne daha yakın, hatta çok kez toprak yüzeyinde bulunur ve güneş ışığında çıkarılıp durur. Taşkömürü elde etmek için toprağın derinliklerine, 8(XMO00 metre kadar aşağılara inmek gerekmektedir.

Linyit kömürünün taşınması da pahalıdır. Çünkü bu kömürde bir miktar da su vardır. Suyu boşuna taşımanın İse hiçbir anlamı yoktur. O yüzden linyit ocakları özellikle briket yapımı düşünüldükten sonra işletilmeye başlamıştır. Çünkü linyit, basınç altına konuyor, suyu çıkarılıyor ve taşınmaya değer bir dutuma getiriliyordu. Hatta, linyitin suyunu çıkarmakla, verdiği sıcaklığı da a^ağı yukarı taşkomürünkü ayarına çıkarmak mümkün olmuştu. 1 ton briket elde etmek için 2 ton linyit gerektiği hesaba katılırsa, kömürün nasıl olup

da taşkömürü kadar ısı verebildiği daha kolay anlaşılabilir.

Fakat linyit üzerine söylenecek söz, bununla bitmiş olmaz. Dahası vardır; Linyitten yapılma briketler 1840 yıllarında kullanılmaya başlanmıştır. Yirminci yüzyıl başlangıcında Almanya’da 40 milyon ton linyit üretildiği halde yapılan briket miktarı 6 milyon tondu. Buna göre, 40 milyon tonun ancak iıçte biri yakılacak bir duruma getiriliyordu. Peki, geri kalanı ne oluyordu? Bunu en iyi bilenn Ricbeck’tir.

Riebeck, Harz’lı bir maden ustasının oğluydu. Eğitimini bir köy okulunda görmüş, ardından bütün o yö-reiiler gibi bir kömür madenine işçi girmişti. Sonradan oradan çıkıp bir linyit madenine girdi ve bu madende çalışırken linyitin en değerli nesi varsa, hepsinin ocağın bacasından çıkıp duman olduğunu gördü. Linyit kömürüne yıllardır kötü gözle baktıran şey, bu kömürün bir sürü “zararlı** gazlar çıkarması ve “kaz kızartmasında asla işe yaramamasıydı.

Gerçi bu kömürü terletip, kendisinden neler elde edilebileceği o zamana dek denenmemiş değildi, henüz bir “linyit terletme sanayii” kurulmamıştı ve bunu kuracak bir işadamı da çıkmamıştı. Yer boştu… Riebeck, hemencecik bu yerin adamı oldu.

1858 yılında Halle yöresinde küçük bir “linyit terletme işliği” kiraladı. Sonra da buranın sahibi oldu. Çeyrek yüzyıllık bir süre içinde bu işliği Avrupa’nın en büyük linyit terletme fabrikası haline getirdi… Uzun süre bu müessesenin adı gazetelerden eksilmedi ve “Rîebeclc-Monlen” tahvilleri en değerli hisse senetleri arasında sayıldı.

Linyitin ardından taşkömOrllnden de katran çılcarıîmasın:ı h;ı>l;ırulı (.ıı nümüzde bu ürünler, kok a«ı«yilııln

199

ek ürünleri olarak elde edilmektedir. Ama, ille terletmeden elde edilen maddeler tekrar işlendikten sonra o kadar çok ürüne dönülmektedir ki, bunların hepsinin sayılıp dökülmesi neredeyse olanaksızdır.

Linyit katranı, ek Ürün bakımından o kadar zengin değildir. Yalnız bunlar arasında bazıları pek değerlidir. Birinci Dünya Savaşı’nda bunlardan makine yağları ve akaryakıt elde edilmişti. 1934 yılında linyit ek ürünlerinden Almanya’da 90.000 ton ham petrol çıkarılmış, bundan 7500 ton benzin üretilmiş ve artanı da “Dîesel-D«el” motörlerinde akaryakıt olarak kullanılmıştı.

Profesör Bergİııs bu soruna bir başka yönden yaklaşmıştı. Kömürün terletilmesinin noksan bir işlem olduğunu görüyordu. Benzin, katrandan; katran da kömürün “terletilmesi’-'nden elde ediliyordu. Tıpkı köylülerin koyun kuyruğunu eritip içyağı elde etmeleri gibi kaba bir şeydi bu…

İleri görüşlü bir kimyager buna asla dayanamazdı. Bergius kömürü ana-rnaddelerİne ayırdı. Onları en küçük moleküllerine, bu molekülleri de atomlarına böldü. Sonra bu atomları birleştirip benzin yaptı.

Profesör Franz Fischer de taşkö-rnüründün ham petrol (nafta) benzin, parafin elde etti ve bu petrol, en iyi Pennsylvania petrolünü aratmıyordu. Fakat asıl büyük oranlarda benzin yine linyit kömüründen çıkarılmaktadır. Linyitin başına kimyagerler üşüş-müşlerdi, ardından elektrikçiler de çı-kageldi. Bugün artık elektrik hemen hemen istenen her uzaklığa gönderi-lebilmektedir. Orman, dere, dağ ve tepe dinlemeyen direkler üstündeki teller, yüksek gerilimli cereyanı kilometrelerce uzaklara ulaştırabiliyor. Elektrik cereyanını bu kadar uzaklara ulaştırmak mümkün olduğundan beri, her linyit ocağı yanında bir elektrik santralı kurmak olanağı da elde edildi.

No tag for this post.

One Response to “ AMERİKA’DA KÖMÜR ARAYIŞLARI ”


  1. CheapTabletsOnline.com. Canadian Health&Care.Special Internet Prices.No prescription online pharmacy.Best quality drugs. High quality drugs. Order pills online

    Buy:Lipitor.Female Pink Viagra.Advair.Prozac.Female Cialis.Zetia.Benicar.Acomplia.Cozaar.Lasix.Amoxicillin.Wellbutrin SR.Seroquel.Ventolin.Nymphomax.SleepWell.Buspar.Lipothin.Aricept.Zocor….

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.