İNSANIN UÇMAK KONUSUNDAKİ HİKAYESİ
Tekniğin bu başarısı üstünden hemen hemen iki yüzyıl geçmiş bulunuyor. Bugün uçaklar 10.000 metre daha yüksekten ve saatte 600 km.’den de daha hızla uçuyorlar. Hergün sa–yısız uçaklar Atlas Okyanusu’nu aşıyor. “Havacılık ekonomik ve siyasal yaşam, savaş tekniğini altüst eden dev bir gelişme durumuna geldi. İşin şaşılacak yönü, bunun böyle olacağını o yıllarda yalnız bir kişinin, Faujas de Saint Font’un (1741-1819) sezinlemiş olmasıydı. İnsan taşıyan balon deneyinden bir yıl sonra, “Uçan Makinelerin Yönetimi ve Hangi İşlerde Kullanılacağı’1 üzerinde olağandışı “kehanet’Merde bulunan bir kitap yayımladı. Burada balonu geleceğin taşıt aracı olarak görüyor; onun sayesinde okyanuslar ötesiyle İlişki kurulacağı ve askeri alanda ve gözlemcilikte kullanılabileceği yolunda varsayımlar yürütülerek bunlara pilotluk ve “hava gemicliği”yle ilgili öğütler de ekliyordu.
Kitap, kralın onaylaması ve koruması altında yayımlandığına göre, bu düşüncelerin aydınların görüşlerine aykırı düşmediği rahatlıkla ileri sürülebilir. Oysa, cahil halk yıgmı, balon uçurmalarını eğlenceli gösteriler olarak kabul etmekleydi. Bilimadamla-nysa hava okyanuslarını, deniz okyanusları kadar kolaylıka aşabilmenin olanaklarını aramaya başlamışlardı bile. Ancak pratik, güvenli ve düzenli bir hava gemiciliğinin sırlarını çözmek için kişisel girişimler yeterli değildi. Pilatre ve D’Arlandes Markisi olağanüstü bir yüreklilik göstermişlerdi ama, geleceğin hava kaptanlarının böyle kelleyi koltuğa almaları beklenemezdi. Havacılık bir’ “cüret” ve “şans işi” ojmaktan çıkmalı; bilime dayanan, en küçük ters rastlantıya bile yer vermeyen, titizce hesaplanmış bir girişim haline gelmeliydi.
Annonay’deki önderliği sayesinde yeni bir tekniğin doğuşuna olanak sağlayan bilim, ilk plana çıkmaya hazırlanmaktaydı. Böylece Montgolfier Kardeşler, Pilatre de Rozier ve d’Ar-lande Markisi sahneden çekilecek; Charles, salt bilime dayanarak bugün “modern” dediğimiz balonu meydana getirecektir.
Charles sıcak hava yerine hidrojen kullanılması gerektiğini ta baştan sezinlemiştİ. Bir kez, bu gazın yükselme gücü daha çoktu; sonra “havacılar”! yolculukları boyunca ateş yakma işiyle uğraşmaktan ve beraberlerinde saman taşıma zorunluğundan kurtaracaktı. Çok hafif bir gaz olduğu için balonun eklem yerlerinden sızacağı ileri sürülünce, Charles balonu vernikle sıvayarak bu sakıncayı kolaylıkla Önledi. Balon yükseldikçe genleşme tehlikesinin alttaki deliği açık bırakmak yoluyla giderilmesi mümkündü. Ayrıca, üstteki deliği de “havacılar”in diledikleri gibi kullanmalarına uygun bir biçimde tıpalamayı düşündü.
1783 yılı sonlarından başlayarak bir “balon modası” aldı, yürüdü. Kısa sürede başka ülkelere de geçti. 5 Ocak 1784′te, Lyon’da “Flesseles” adlı balonun serüveni i uçuşunu, 25 Şu bat’ta Milano’da “Andreani şövalyesi “ninki izledi. Bundan sonra da İngiltere içinde İnsan bulunmayan bir balon uçurdu. 1 Ekim’de de Belçikalı Profesör Mtnkeleers, hidrojenin yerine daha ekonomik olan “havagazı1-’nı doldurdu. Aynı yıl Teğmen Jean Baptist Meusnier (1754-1793) balonun küre biçimini kaybetmemesi için hidrojeni boşaldıkça yerine hava doldurulmasını önerdi. 7 Ocak J785′te Jean-Pierre Blanchard (1750-1809), yanında İngiliz Jeffries olduğu halde Dover-Calais arasında Manş’ı geçti. Geniş halk yığınlannca sıradan, pahalı gösteriler diye karşılanan bu deneylerin askerlik alanında ne gibi yararları olabileceği 1794′te anlaşılmaya başlandı. Fleurus savaşında ve Mayence kuşatmasında ilk yararları görüldü. On yıl sonra da Biol ve Gay-Lussac 7.016 metreye kadar yükselerek ve 130 km’lik bir uzaklığı aşarak ilk “yükseklik ve uzaklık” rekorunu birlikte kırdılar.






Leave a Reply
You must be logged in to post a comment.