İLK BİLGİN COLOMB | Teknoloji.Tc

İLK BİLGİN COLOMB

Mıknatısın ve mıknatıslı iğnenin özellikleri, bir yün kumaşa sertçe sürtülen bir cam çubuğun çekme gücü, cisimlerin “iyi” ya da “kötü” iletici dîye ayrılması, v.b. bütün bunlar gerçekçi bilim olmaktan uzak, özü bilinmeyen tutarsız olgulardan başka şeyler değillerdi.Elektrik üzerinde bilimsel inceleme yapan İlk bilgin CoÜomb olmuştu, 1785′te bu Fransız askeri mühendisi elektrostatiğin teme! yasasını buldu. Verimli bir keşifti bu; çünkü l,up-lace, Poisson, Green ve Gauss birikim kuramını (potansiyel teorisi), elektrik miktarının tanımanmasını, mıknatıs alanı kuramını onun gözlemlerine dayanarak kurdular.

İkinci adımı atan İtalyan fizikçisi Volta idi. Elektrik pilini icat ederek bir temel bulgu meydana getirmiş oluyordu. Gerçekten elektrostatik, o güne kadar bilimadamlannı elektriği ufacık kıvılcımlar halinde incelemek zorunda bırakmıştı. Buna karşı elektrik pili onlara sürekli bir akım kaynağı sağlamakta, böylece gerçekçi deneyler yapma ve hatta bazı uygulamalara girişme olanağını vermekteydi, icadın önemi gelecek yıllarda İyice anlaşıldı: Ohpı. Kirchhoff ve Jou-le kanunları; elektrolizin keşfi, galva-noplasti, elektrikli telgraf vb. bu yoldan birbirini İzledi. Ancak en önemli sonucu Oersled, Ampere ve Faraday’-ın elektrodinamiği kurmaları doğurdu- Burada bu üç büyük adamın eseriyle bütün kapsamını takdir etmeyi ve yararlanmayı bilen çağdaşlarını saygıyla anmamız gerekir. Gerçekten de bu eser meydana gelir gelmez, mucitler, hemen onu ele alıp motor yapımında yararlanmaya başladılar. 1821 *de Faraday, akımın dolaştığı bir devreyi, bir mıknatısın etkisiyle kapatmayı başardı. İki yıl sonra İngiliz Peler Barlow (1776 – 1862) yıldız biçiminde kesilmiş ve bir mıknatısın etkisinde tutulmuş bir tekerleğin uçlarını cıvaya batırarak ilk elektrik motorunu yaptı.1831 ‘de Faraday’ın indüksiyon kanunlarını meydana getirmesiyle işler değişti. Bir yıl sonra yeni bir makine ortaya çıktı. Bu, elektrik alıp karşılığında itici güç veren bir motordu. İtalyan Dal Negro’nun bu bulgu, sunu, Amerikalı Davenport (1837), Alman Jacobi (1838), İngiliz David-son (1843) ve vatandaşı Page(1851); Fransızlar Moncel, Antoine Bacque-rel ve Froment’mkiler izledi. Ancak bunlar pratik sonuçlar verebilecekmakineler değillerdi. Çünkü elektrik akımını oburca yuttukları halde karşılığında kıvılcımlardan başka bir şey vermiyorlardı. Sözgelişi; Jacobi’nin-ki (1801 – 1874) biri sabit, ötekisi oynak ve aynı merkeze bağlanmış iki elektromıknatıstı. Sabit olanına elektrik akımı gönderildiğinde, öbürü dönmeye başlıyordu. Mucit; çalıştığı Saint-Petersbourg’da motoronu bir gemiye bağlayabilmiş, on dört kişi de alıp Neva üzerinde gemisini götürmeyi başarmıştı. Ama motoru besleyen dev pilin yolcuları zehirlemesine de ramak kalmıştı. Üstelik Jacobi saat-ta 5 kilometreyi zor bulmuştu.

Tek jeneratör olarak bilinen pil o dönemde değerli bir araçtı, ama son derece kullanışsızdı. Napolyon, Fransız Teknik Okulu’na bir pil armağan etmiş ama 600 elemandan meydana gelen ve 54 m2 yer tutan dev pil çevreyi zehirleme tehlikesine sokmuştu. Üstelik bunca zahmet 5 kilovatı aşmayan bir enerji içindi.

Bütün gelişmelere karşılık hantal ve o oranda da güçsüz enerji veren pil, bu iki sakıncadan bir türlü kurtulamadı. 1802′de Davy, elektrik kemerinin parlak ışığını sağlamak üzere pil kullanmış ve başarmıştı. Ama bunu 1855lte Paris Sergisi’nin şantiyelerini ışıklandırmakta kullanmak istediklerinde, her bir kemeri 100 Bunsen elemanlı bir pille beslemeleri gerekti.

İlgiye değer bir ilerlemeyi 1859′da Gaston Plante (1834-18) akümülatö-rü icat ederek gerçekleştirdi. Daha ufak boyutlu olan bu araç daha fazla enerji vermekteydi. İşler ağır aksak gidiyordu; ne var ki, sanayinin akü-mülatörü kullanmaya başlamasıyla birden hızlandı ve bazı uygulamalara geçildi. Bunlardan biri elektrolizin sanayi tekniğinde olanıydı. Elektrolizi ilk gerçekleştiren İngilizler (Car-lisle ve Nicholson) oldular (1800)Elektrolizin enünemli uygulama”-sı, Jacobi’nİn ve Spencer’in yarattıkları galvanoplastİdir (1837). Bu, bir cismi elektrolitik bir banyo ile bakır kaplama tekniğiydi. Bir süre sonra bakırın yerini nikel aldı. Bu teknik 1840′ta Fransız Ruolz Kontu ve İngiliz Elkington kardeşler sayesinde altın ve gümüşe de yayıldı ve kuyumculukta kullanılmaya başladı.

Akümülatör, Camille Faueri’un getirdiği gelişmeler sonunda pratik bir araç oldu (1880). Yetmiş yılı aşkın bir süre teknisyenler elektriği yalnız pille elde edebilmişlerdi. Gerçekten, Morsa telgrafına ya da galvanoplas-tiye elektrik sağlayan aygıt, kaba ve pis kokulu pildi.

No tag for this post.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.