SONDAJ NEDİR?
Sondaj; yani, oyup kazma işi başladığında bir “rotary” çalışmaya koyulur. Makinenin döndüğü burnunun ucundaki asıl sivri ve oyuncu bölümü, 250 küsur kilo ağırlığındadır. Motorlar homurdar, çelik zincirler ve putreller çatırdar; oyma kulesi sarsılır, burnu da durmaksızın toprağın derinliklerine doğru İner. On, onbeş metrede bir dinlenme verilir, delinen delik yıkanır. Delikteki toprak ve öğütülmüş taslar dışarıya çıkartılır ve yeni baştan İş sürdürülür. Asıl sorun, sondaj deliğinin bütünüyle dikine inmesidir. En küçük bir kaymada, açılan deliğe boru yerliştirme olanağı yok oluverir. Burgunun yolunda, dikine gidişe aykırı bir eğrilme olursa, deliği çimentoyla doldurup sondaja yeniden başlamak gerekecektir.
Doğru orantılı bir çalışma sonunda nafta tabakasına ‘”Ufuk” ulaşılır. Bulunan naftaya kendi kendine borulara dolar ya da tulumbalarla çekilir. Bazan da kaynak fışkırıverir. Fışkıran nafta ağdalı, kara ve yapışkan bir yağmur halinde dökülür ve çevreci nafta gölüne çevirir.Sondaj kulesinin içi bu çeşit kaynaklarda birdenbire gaz ve nafta ile dolar. Uzmanlar fışkırmayla birlikte naftayı boyunduruk altına almaya koyulurlar.

Boyunduruk altına alınmış naftayı kayrağından borularla başka yerlere ulaştırma işini ilk kez petrol taciri Burrov buldu. Rafinerisini nafta kaynağından ayıran bir tepenin altına boru döşedi ve sorunu da çözümledi. Yıl 1862 idi.Ulaştırma işi arabalarla görülüyordu. Fıçılara doldurulmuş nafta uzun yolculuklarla rafineriye taşınıyordu. Yollar bozuktu, çamurdu, araba bir çukura saplandığında, acımasız arabacılar yükü yıktıkları gibi kendi başlarının çaresine bakıyorlardı. Üstelik, taşıma ücretleri de görülmemiş bir pahalılıktaydı.
Titusville’li Hollandalı ve göçmen Samuet van Sycfele, arabacılarla baş edemeyeceğini anlayınca, elindekİni avucundaki demir borulara verdi ve bunları da kaynağından rafineriye kadar döşedi. Fakat arabacılar ekmeğin elden gitmekte olduğunu hemen sezinlediler ve karşı çıktılar. Boruları bozdular, deldiler ve naftayı da ateşe verdiler. Samuel van Syckle savaşçı, savaşçı olduğu kadar da inatçı bir adamdı. Tuttu, New York’tan bileğine güçlü yirmi adam getirtti, hepsini silahlandırdı; borular boyunca nöbete durdurdu. Çevresi de, van Syckle’a uymakta gecikmedi. Ulaştırma, arabacılardan borulara, “pipelines”a döndü.
Aynı Kategorideki Diğer Yazılar
Çikolatayla Çalışan İlk Yarış Arabası
Türklerden Parmak İzinden Yüz Tanımlayan Sistemin İcadı






Leave a Reply
You must be logged in to post a comment.