Plastik Çam İmparatoru
Plastik çam imparatoru
Türkiye’nin en büyük plastik çam üreticisi. Tahtakaleli işadamı Dursun Altuntaş (47) bir yandan ucuz Çin mallarına meydan okurken diğer yandan her yılbaşında binlerce çamı kesilmekten kurtarıyor. İlkokul mezunu işadamı fikir yürütmek, durum değerlendirmesi yapabilmek için özel felsefe hocası tuttu.
Tahtakale’de 12 yıl garsonluk ve tezgahtarlık yaptıktan sonra 1980′de evinde yaptığı yılbaşı süslerini satmaya başlayan Dursun Altuntaş 23 yılda piyasanın en büyük plastik çam üreticisi haline geldi. Kendi geliştirdiği teknikle yapay çam üreten ve patent alan işadamı Türkiye’deki plastik çam pazarının yüzde 90′ını elinde tutuyor.
Altuntaş’ın yılbaşı süsleriyle ilgisi 1980′de Tahtakale’de dükkan açmasıyla başladı. Çin’den gelen süslemeleri eşiyle birlikte evinde üretmeyi deneyen işadamı daha sonra Tarabya sırtlarındaki gecekondularda yaşayan ev hanımlarıyla anlaştı. Fason üretime başladı.
‘‘Aylarca düşünüp, araştırdım sonunda ilkel bir çam makinesi yaptırdım. 11 ay boyunca üretip sadece yılbaşı yaklaştığında satıyordum. Üç yıl sonra yurtdışından makineler getirtip seri üretime başladım’’ diyen Altuntaş, 1986′da fabrikasını kurdu. Fabrikaya oğlu Can’dan esinlenip Can-Süs adını verdi.
2000 yılında Türk Patent Enstitisü’ne başvuran Altuntaş, bir yıl sonra plastik çamına Endüstriyel Tasarım Tescil Belgesi aldı. Fabrikası yılda 40 bin yapay çam üretiyor. Patentli ürünleri Türkiye’nin dört bir yanında satılıyor.
İthal çamlardan daha ucuz olduğu için ürünlerinin daha çok tercih edildiğini belirten Altuntaş her yıl binlerce çamı kesilmekten kurtardığı için işiyle gurur duyuyor. ‘‘TEMA üyesiyim ama henüz yaptığım işten dolayı bir teşekkür belgesi bile vermediler’’ diyor.
KENDİSİNE ÖZEL FELSEFE ÖĞRETMENİ TUTTU
Tahtakale piyasasındaki adıyla ‘‘Çam İmparatoru’’ Dursun Altuntaş (47) Sivas’ın Zara ilçesinden altı çocuklu bir ailenin en büyük oğlu. İlkokula 10 yaşında geldiği İstanbul’da başladı. Üç yıl sonra, ailesine destek olmak için okulu bırakıp iş hayatına atıldı. Tahtakale’de bir hanın çay ocağında çırak olarak çalışmaya başladı. Ardından tezgahtarlık teklifi aldı. 12 yıl boyunca ticareti öğrendi. Bu arada üç kardeşini İTÜ’de okuttu. İki yıldır İngilizce öğreniyor. Geçen yıl gazetelere ‘‘Felsefe hocası aranıyor’’ ilanı verdi. Boğaziçi Üniversitesi’nden bir felsefeciyle anlaşıp ders almaya başladı. ‘‘Bir yıl ders aldım. Onun sayesinde konuşmayı, fikir yürütmeyi ve olaylar karşısında durum değerlendirmesi yapmayı öğrendim. Çocukken kazananamadığım değerleri şimdi kazandım.
No tag for this post.





Leave a Reply
You must be logged in to post a comment.