<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Teknoloji.Tc &#187; Nano Teknoloji</title>
	<atom:link href="http://www.teknoloji.tc/bolum/nano-teknoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.teknoloji.tc</link>
	<description>Teknoloji, Tasarım, Bilim Teknik, Robot, İcat, Keşif, Buluş</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Jul 2010 19:46:49 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>ÇİNLİLER KAĞIDI KULLANMASI HAKKINDA BİLGİ</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/1381/cinliler-kagidi-kullanmasi-hakkinda-bilgi/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/1381/cinliler-kagidi-kullanmasi-hakkinda-bilgi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2008 16:21:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nano Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Web Sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[İcatlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=1381</guid>
		<description><![CDATA[


 Kâğıdı ilk yapanlar, Çinlilerdir. 2000 yıl kadar önce, daha Avrupa&#8217;da Yunanlılar ve Romalılar ünlü Mısır papirüsleri üzerine yazı yazarlarken Çinliler kâğıt yapmayı çoktan biliyordu.

Kâğıt yapmak İçin bambu lifleri, bazı otlar ve eski paçavralar kullanılıyordu. Bunları, bir dibek içinde suyla karıştırıp hamur haline getiriyorlardı. Bu hamurdan da kâğıt yapılıyordu. .
Burada kalıp olarak İncecik bambu kamışıyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"></p> <p>Kâğıdı ilk yapanlar, Çinlilerdir. 2000 yıl kadar önce, daha Avrupa&#8217;da Yunanlılar ve Romalılar ünlü Mısır papirüsleri üzerine yazı yazarlarken Çinliler kâğıt yapmayı çoktan biliyordu.<br />
<a href="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/11/paperball.jpg"><img src="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/11/paperball-278x300.jpg" alt="" title="paperball" width="278" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-1382" /></a><br />
Kâğıt yapmak İçin bambu lifleri, bazı otlar ve eski paçavralar kullanılıyordu. Bunları, bir dibek içinde suyla karıştırıp hamur haline getiriyorlardı. Bu hamurdan da kâğıt yapılıyordu. .</p>
<p>Burada kalıp olarak İncecik bambu kamışıyla İpekten kafes şeklinde örülmüş çevreler kullanılıyordu. Kalıbın üzerine kâğıt kurumadan biraz dökülüp, liflerin birbirine yapışması ve keçe haline gelmesi için kalıp her tarafa eğilirdi. Su, kafesin deliklerinden akar, kafesin üstünde de ıslak kâğıt tabakası kalırdı. Bu tabakayı dikkatle kaldırır, bir tahtanın üzerine serer ve güneşte kuruturlardı. Sonunda bu kurutulmuş kâğıt yapraklarından bir tomarını tahtadan yapılmış bir baskı aracının altına koyarlardı.</p>
<p>Çinliler, kâğıt abajurdan başlayarak kitaba ve porselene kadar her işlerinde büyük bir sabır ve ustalık göstermişler ve Avrupalılardan önce matbaayı, barutu ve kâğıdı icat etmişlerdir.                      :</p>
<p>Kâğıt, Asya&#8217;dan Avrupa&#8217;ya gelinceye kadar birçok yıllar geçti. Bu iş şöyle oldu:</p>
<p>704 yılında Araplar, Ortaasya&#8217;da Semerkant kentini aldılar. Orada ellerine geçirdiler birçok ganimet arasında kâğıt yapmanın sırrını da alıp ülkelerine götürdüler. Bu yolla Arap: ların eline geçen kâğıt nedeniyle Sicilya, ispanya ve Suriye gibi ülkelerde kâğıt fabrikaları kuruldu. Suriye&#8217;nin, Avrupalıların Bambiç diye adlandırdıkları Manbİç kentinde de bir fabrika kurulmuştu. Arap tacirleri karanfil, biber ve güzel kokular gibi doğu mallarıyla birlikte Avrupa&#8217;ya Manbiç kâğıdı da götürüyorlardı. Kâğıtların en İyisi büyük tabakalar halinde satılan Bağdat kâğıdı sayılıyordu. Mısır&#8217;da çeşitli kâğıt türleri yapılmaktaydı. Bunların arasında çok büyük tabakalar halinde yapılan &#8220;İskenderiye kâğıdı&#8217;ndan tutun da, güvercin postalarında kullanılan küçücük tabakalara kadar her türlü kâğıt vardı.</p>
<p>Bu tür kâğıt eski paçavralardan yapılmaktaydı. Siyah benekli bir rengi vardı. Işığa tutulduğunda, yer yer pa-çavra parçalan bile görülüyordu.</p>
<p>Avrupa&#8217;nın kendi kâğıt fabrikaları ya da o günlerin deyimiyle, &#8220;kâğıt değirmenleri&#8221; görülünceye dek ara-</p>
<p>dan yüzyıllar geçti. Artık XIII. yüzyılda bu tür kâğıt değirmenlerini italya&#8217;da ve Fransa&#8217;da görmek mümkündü.</p>
<p>Bazan tarihçilerin eline yazılış yılı belli olmayan belgeler ve el yazmaları geçebilir.</p>
<p>Bu belgelerin yazılış tarihi nasıl anlaşılır dersiniz?<br />
Bu işlerle uğraşan bilginler bunu anlamak için hemen yazının yazıldığı kâğıda başvururlardı;</p>
<p>Böyle bir bilgin bunu nereden, nasıl anlardı?</p>
<p>Kâğıdı ışığa tuttuğu zaman ne görürdü?</p>
<p>Bilgin kâğıdı ışığa tutunca, filigran dediğimiz saydam bir işaret görürdü.</p>
<p>Her kâğıtçı ustanın kendine göre bir işareti vardı.</p>
<p>Bazı ustaların bu işaretten başka kâğıdın yapılış yılını ve kendi adlarını yazdıkları da olurdu. Ustaların kullandıkları işaretler çok çeşitliydi. Bu işaretler, insanbaşı, geyikbaşı, çan kulesi, boynuz, arslan, deniz kızı, kuş başlı-kanatlı arslan da olabilirdi.</p>
<p>Filigran dediğimiz bu işareler şöyle yapılırdı: Kâğıt hamurunu içine</p>
<p>137</p>
<p>döktükleri kalıbın dibine kâğıda konmak istenen telden yapılmış bir örneği yerleştirirdi. Hamur kalıbın içine dökülünce, kabın dibindeki belirli işarete gelen yerleri, öteki yerlerden daha ince bir tabaka halini alırdı. Bunun için de kâğıt ışığa tutulunca, işaretin örttüğü yerler saydam olarak görünürdü.</p>
<p>Kâğıtlarda rastlanan en eski işaret, dairedir. Eski kâğıtlarda böyle bir işaret görüldü mü, kâğıdın 1301 yılında yapılmış olduğunu rahatlıkla söyleyebilirsiniz.</p>
<p>önceleri kâğıda pek değer verilmezdi. Kâğıt üstünde ancak uzun süre saklanması gerekli olmayan şeyler yazılıyordu. Kitaplar için yine eskisi gibi parşömen kullanılıyordu. Ama her geçen günle birlikte, ucuz kâğıt pahalı parşömenin yerini almaya başladı. Sonra giderek, güzel ve dayanıklı kâğtılar da yapılmaya başlandı. Bu arada bazı kişiler kitapları kâğıda kopya etmeyi de denediler. Fakat kitabın dayanıklılığını arttırmak için her iki defter arasına bir tabaka parşömen koydular.</p>
<p>Aradan bir yüzyıl daha geçti ve parşömenden kitaplar çok azaldı.</p>
<p>Zaten başka türlü de olamazdı. Ticaret gelişiyor ve yaygınlaşıyordu. Kentlerden kentlere giden ticaret kervanlarının sayısı gittikçe çoğalıyordu. Irmaklarda ve denizlerde bir ülkeden bir Ülkeye mat taşıyan gemiler görülmeye başlandı. Ticaretle, panayırlarla, borsalarla, depolarla, kervanlarla ve gemilerle birlike çeşitli faturalar, hesap pusulaları, iş mektupları, hesap defterleri de çoğalmaya başladiVBü-tün bunlar için de kâğıt ve okuma yazma bilen insanlar gerekmekleydi. Artık o dönemde bir zamanlar olduğu gibi okuma yazma bilenler yalnız papazlar değildi. Her yanda okullar ve Üniversiteler ortaya çıkmaya baş-</p>
<p>ladı. Okumaya susamış gençler, üniversitelerin bulunduğu kentlere akın etmeye başladılar. Paris&#8217;te öğrenciler, Seine nehrinin sol kıyısında koskocaman bir mahalle kurdular. Bu mahalle bugün Latin Mahallesi adını taşımaktadır.</p>
<p>Bu kez kitapları yalnız sofu papazlar değil, öğrenciler kopya etmeye başladılar. Bunlar kitabın güzelliğine, okunaklı olmasına pek de aldırış etmezlerdi. Çoğu kez de satır başlarının ilk harflerini, gülünç bir biçimde dilini çıkarmış İnsan yüzleriyle, kocaman karınlı hayvan resimleriyle ve kendi öğretmenlerinin karikatürleriyle süslüyorlardı.</p>
<p>Bu kişilerin kitaba saygıları azdt. Kitapların boş yerlerine biçimsiz bir &#8216;takım insan resimleri çiziyor, altlarına da: &#8220;Palavra&#8221;, &#8220;Budalalık1&#8242;, &#8220;Yalan söylüyorsun!&#8221; gibi uygunsuz kelimeler yazıyorlardı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/1381/cinliler-kagidi-kullanmasi-hakkinda-bilgi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nano Teknolojinin Gelişimi</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/1061/nano-teknolojinin-gelisimi/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/1061/nano-teknolojinin-gelisimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Oct 2008 13:35:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nano Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma Labaratuvarları]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlık Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=1061</guid>
		<description><![CDATA[ NANO-TEKNOLOJİ DEVRİMİ
Ortaçağ karanlığı, insan beyninin yaratıcı ve sorgulayıcı özelliklerini baskı altında tutan bir dönem olarak bilinmektedir.
Asırlar süren inanç yıllarından akıl ve mantık yıllarına geçiş Avrupa’nın sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik yapısını baştan sona değiştirmiştir. Galileo, Leonardo Vinci, Newton, Copernicus, Kepler gibi yaşadığı dönemi inanılmaz derecede etkileyen dahilerle başlayan aydınlanma devri,150 yıl içinde, endüstriyel devrime [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">NANO-TEKNOLOJİ DEVRİMİ</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-medium wp-image-1062" title="nanoteknoloji" src="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/10/nanoteknoloji.jpg" alt="" width="300" height="287" /><strong>Ortaçağ karanlığı, insan beyninin yaratıcı ve sorgulayıcı özelliklerini baskı altında tutan bir dönem olarak bilinmektedir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Asırlar süren inanç yıllarından akıl ve mantık yıllarına geçiş Avrupa’nın sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik yapısını baştan sona değiştirmiştir. Galileo, Leonardo Vinci, Newton, Copernicus, Kepler gibi yaşadığı dönemi inanılmaz derecede etkileyen dahilerle başlayan aydınlanma devri,150 yıl içinde, endüstriyel devrime yerini bırakmıştır. Toprak sahipleri yerlerini fabrikatörlere bırakırken, geçimlerini tarımdan elde eden köylüler yeni düzenin işçi sınıfını meydana getirmektedirler. Fütüristler XXI. inci asrın, endüstri devrimden daha geniş kapsamlı dönüşümlerin yaşanacağı bir dönem olacağını ileri sürmektedirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünya bilgi üretebilenler, bilgiyi depolayabilenler, bilgiyi dağıtabilenler, bilgiye ulaşabilenler bilgiyi kullanabilenler ve bunları yapamayanlar olarak ikiye ayrılacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Sanayi devrimi işçiler yerlerini bilgi üreten beyaz yakalı araştırıcılara, fabrikalar büyük şirketlerin ve devletlerin kurduğu araştırma merkezlerine bırakacaktır. Küreselleşme bu değişimlerin uluslararası ilişkilere yansımasından başka bir şey değildir. Bu yazımızda önümüzdeki 20 sene içinde toplumu şok etmesi beklenen değişimlerin bazıları aktarılacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Maddenin makroskopik davranışlarını, yani çıplak gözle veya optik mikroskopla veya benzeri ölçü aletleri ile gözlenen dinamiklerini ve özelliklerini, klasik fizik (mekanik, optik, elektrodinamik, termodinamik) atomik boyutlardaki dinamiklerini ve özelliklerini kuantum fizik kanunları belirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Metrenin milyarda biri kadar küçük molekülerin, genel anlamda, atomik ve nükleer boyutlarda maddenin, dinamiğini belirleyen kuantum fiziği, endüstriyel devrimi doğuran klasik fizik gibi,21’inci yüzyılın siyasal, sosyal, ekonomik yapısını değiştirecek NANOTEKNOLOJİ devrimini şekillendirmektedir</p>
<p style="text-align: justify;">Bilgi her türlü gelişmenin, sosyal ve siyasal etkinliklerin temel parametresi haline gelmiştir. Şimdiden ekonomi literatürüne Bilgi Kaynaklı Üretim Ekonomisi(Knowledge Base Economy) terimi yerleşmiştir. Ülkemizin bu önemli değişimi algılayan bilim teknoloji sistemi ile bu gelişimi programlarına yansıtabilen bir siyaset kültürüne sahip değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsanlık, çevresi ile bilinçli ilişkiler kurduğu ilk günden itibaren, evreni oluşturan maddenin en küçük yapıtaşları ile uzayın sonsuz derinliklerine gömülen gizemleri anlamaya çalışmıştır. Mikroskobik boyutlarda üretim, moleküler seviyede başlar. İstenilen özelliklere sahip malzemeyi atomik boyutlardan başlayarak elde etmek anlamına gelir. Nano teknoloji 21 inci yüzyılda ülkelerin performanslarını etkileyecek stratejik bir üretim sistemi olmaya namzettir. Nano bir fiziksel büyüklüğün milyarda biri anlamına gelir. Örneğin, bir nanometre bir metrenin milyarda biri kadar bir uzunluğu bir nanosaniye bir saniyenin milyarda biri kadar bir zaman aralığını ifade eder. Bir nanometre insan saçının milyonda biri kadardır ve bu uzunluğa ancak 3 veya 4 tane atom yerleştirilebilir. Atomlar çıplak gözle veya optik mikroskoplarla görülemeyecek kadar küçük yapılardır. Eğer yerküreyi bir futbol topu kadar küçültmek, atomu aynı oranda büyütmek mümkün olsa, atom ancak bir kiraz büyüklüğünde olabilir. Çevremizde gördüğümüz her nesne, çok sayıda atomun bir araya gelmesi ile oluşur. Örneğin küçük bir fincan su içinde 100 milyar çarpı bir katrilyon tane atom bulunur. Nano boyut, maddenin milyarlarca atomdan oluşan yoğun haldeki özellikleri ile kuantum fiziğinin etkin olduğu tek tek atom veya molekülden oluşan yapının sınırı olarak tanımlanır.</p>
<p style="text-align: justify;">Tusanami okyanusun ortasında kendisini fazla fark ettirmez; ancak kıyılara vurduğunda bir felaket olur, ortalığı kasıp kavurur. Dünya, henüz fark edemediği teknolojik bir tusanami, olayına gebedir. Nano teknoloji üretim pazarına bir tusanami dalgasının kıyaya vurması gibi girecektir; önümüzdeki 15-20 sene içinde sosyolojik, politik, ekonomik kavramları alt üst edecektir. Nano teknoloji, birbirini takip eden önemli bilimsel buluşların oluşturduğu yeni bir bilgi paradigması yaratacaktır. Biyologlar ilk canlı hücrenin 3,5 milyar yıl önce oluştuğunu tahmin etmektedirler. Hücre nano boyutta bir biyolojik makineye benzer. Enerji girişi sürdükçe genetik malzeme üretir. Nano teknoloji doğanın bu olağanüstü düzenini örnek alarak üretim yapmayı tasarlamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilimsel ve teknolojik alanda elde edilen bu gelişmeler hükümetleri ve şirketleri nano teknoloji alanında yatırım yapmaya araştırma laboratuarları kurmaya yöneltmiştir. Nano teknolojinin dayandığı mantık sade ve basittir. Nasıl doğa, atom ve molekülleri kendi fabrikalarında üreterek canlı yaşamı meydana getiriyorsa, nano teknoloji doğanın bu olağanüstü işleyişini örnek alarak geliştireceği teknikler ile atom ve moleküllerden başlayarak ürünlerini meydana getirmeyi amaçlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilimsel ve endüstriyel devrimi yaşamayan Türk toplumu bedelini bir dünya devleti olan Osmanlı imparatorluğunu kaybederek ödemiştir. Nano-teknoloji, hem fikir hem de yöntem arayışı olarak üniversitelerde doğmuştur ve hızla gelişmektedir. Cumhuriyet Türkiye’si, şayet bu devrimi ıskalarsa, kanımca durum onu gösteriyor, gelecekte siyasi bütünlüğümüz dahi tartışma konusu olur. Üniversiteleri bilimsel kalite ile değil, sadece rektör seçimi ile fark eden ve değerlendiren toplum ve siyasetin ülkemizin geleceğine bir katkı yapması mümkün değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Nano-teknolojinin önümüzdeki 20 sene içersinde yaşantımızda meydana getireceği olası değişimler veya nano-teknoloji rüyasından beklenen gelişmeler bilimsel mantık sınırları içinde kalınarak aşağıda  özetlenmiştir</p>
<p style="text-align: justify;">1-Endüstriyel devrimin neden olduğu su, hava, toprak, deniz kirliliği, küresel ısınma gibi</p>
<p style="text-align: justify;">Gezegeni felaketlere sürükleyecek etkinlikler kontrol altına alınacak ve bazıları tamamen önlenecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">2-Ormanların tüketim amacıyla yok olmasının önüne geçilecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">3-Kanserden, bakteriyel kökenli ve vürüslerin sebep olduğu hastalıklara kadar tedavisi mümkün olmayan pek çok hastalığın tedavisi mümkün hale gelecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">3-Beyin, kalp, böbrek gibi kritik organların zaman içinde kayıp olan dokularını yeniden üretebilecek nano-robotlar devreye girecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">4-İnsanlık tarihinden beri en büyük hayal olan sağlıklı yaşlanma ve uzun yaşam imkânlarına kavuşacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">5-İlaçları sadece sorunlu bölgelere taşıyabilen nano-robotları kullanır hale gelecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">6-İnsülün gibi yaşam için gerekli hormonları üretme kabiliyetini kaybetmiş organlar, nano-robotlar yardımıyla tekrar hormon üretebilme kabiliyetine kavuşacaklardır. Dünya üzerindeki şeker hastalarının sayısı göz önüne alınırsa böyle bir teknolojinin önemi anlaşılır.</p>
<p style="text-align: justify;">7-Çelik kadar dayanıklı ve insan kemiği üreten nano-robotlar yapılacaktır. Kemiklerdeki metal kökenli tranplantosyonlar sona erecektir. İnsan yaşlanmasına rağmen kemiklerinde yük taşıma kaybı olmayacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">8-.Cerrahi müdahaleleri minimuma inecek özel bir hücre cerrahisi uzmanlık alanı doğacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">9-Uzay yolculukları aile bütçeleri ile karşılanabilecek kadar ucuzlayacak, uzayda özel mülkiyet söz konusu olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">10-Günümüzdeki imalat sanayinin en önemli girdisi olan işçilerin yerini, kendi kendine üretim ve tasarım yapabilen akıllı nano-robotlar alacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">11-Tüketim çeşitlenecek, ucuzlayacak, akıllı tüketim malları piyasa sürülecek, kullanın süreleri uzayacak, imalat sanayi kabuk değiştirecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">12-Global yaşam ile birlikte bireysel davranış normları değişime uğrayacaktır</p>
<p style="text-align: justify;">13-Eğitim felsefesi bilgi edinmek yerine yaratıcı kabiliyetler edinmek şeklinde değişecek ve eğitim ömür boyu sürdürülecek bir etkinlik haline dönüşecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">14-Dünya üzerindeki enerji kaynaklarının paylaşımından ortaya çıkan gerginlikler yeni enerji teknolojilerinin devreye girmesi ile gevşeyecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">15- Bütün bu değişimlere nano-teknoloji ve onun türevleri neden olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">16-Moleküler boyutta üretilen tranzistörler tüm elektronik ve iletişim teknolojisine hız ve inanılmaz boyutlarda bilgi depolama olanağı sunacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Mühendislik, tıp ve askeri alanlardaki uygulamalar, nano-teknolojiyi devlet ve özel sektörün ilgi odağı haline getirmiştir. Nano-teknoloji yukarda belirtildiği gibi kuantum fiziği kanunlarının, fizikçiler, mühendisler, kimyacılar tarafından istenilen özelliklerde ürün geliştirmek amacıyla yaptıkları uygulamalar sonucu oluşturdukları bir teknolojidir</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye&#8217;nin Koç, Sabancı, zorlu, Eczacıbaşı gibi büyük iş adamları kuracakları nano-teknoloji araştırma laboratuvarları ile bu yarışta bulunmazlarsa yirmi yıl sonra büyük bakkallara halinde kalacaklardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Prof. Dr.Cengiz Yalçın</p>
<p style="text-align: justify;">cengiz1934@gmail.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/1061/nano-teknolojinin-gelisimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göktaşında Şeker Bulundu</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/250/goktasinda-seker-bulundu/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/250/goktasinda-seker-bulundu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2008 08:40:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>aziz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nano Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay Teknolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Meteorlar]]></category>
		<category><![CDATA[NASA]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=250</guid>
		<description><![CDATA[Avustralya kıtasında olan Murchison meteor parçasını NASA bilim adamları, iki farklı karbon meteorda, şeker ve hayatın oluşumuna destek veren organik bileşimler gözlemledi. Cooper ve çalışma arkadaşları, Murchison ve Murray meteor parçalarında, az miktarda &#8220;dihydroksiyacetone&#8221; olarak adlandırılan şeker ve şekere benzeyen bir takım maddeler keşfetti.
Göktaşları için yapılan araştırmalarda şeker bileşimlerine ilk defa rastlandığı belirtilirken, bilim adamları, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.teknoloji.tc/250/goktasinda-seker-bulundu/"><img class="alignleft size-medium wp-image-1301" title="meteor" src="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/11/meteor-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Avustralya kıtasında olan Murchison meteor parçasını NASA bilim adamları, iki farklı karbon meteorda, şeker ve hayatın oluşumuna destek veren organik bileşimler gözlemledi. Cooper ve çalışma arkadaşları, Murchison ve Murray meteor parçalarında, az miktarda &#8220;dihydroksiyacetone&#8221; olarak adlandırılan şeker ve şekere benzeyen bir takım maddeler keşfetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Göktaşları için yapılan araştırmalarda şeker bileşimlerine ilk defa rastlandığı belirtilirken, bilim adamları, bu yeni keşiflerin ışığında, Dünyamıza hayatın uzaydan geldiğini düşünmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Araştırmacı Cooper, göktaşlarında bulunan diğer bileşimlerde, hücre metabolizmalarının oluşumunda glikoz gibi kritik olan şeker benzeri maddelerin olma ihtimali olduğunu söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Meteorların birinde 1982 senesinde az oranda şeker saptayan bilim adamları, meteorun Dünyamıza çarpmasıyla birlikte şeker bulaşabileceğini sanmıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">NASA&#8217;nın laboratuvarlarından birinde yapılan araştırmalar, Nature dergisinde yayımlandı.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyada hayatın başlamasını etkileyen bileşimlerin uzay boşluğundan meteorlarla geldiğine işaret eden bilim adamları, yeni bulguların hayatı sağlayan maddelerin Dünyada nasıl ortaya çıktığı sorusuna bir cevap olabileceğini düşünüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/250/goktasinda-seker-bulundu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Radyasyondan Koruyan Takım Elbise</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/1016/radyasyondan-koruyan-takim-elbise/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/1016/radyasyondan-koruyan-takim-elbise/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 17:29:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>berfu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nano Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Tasarımlar]]></category>
		<category><![CDATA[Radyasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Buluşlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=1016</guid>
		<description><![CDATA[Bilgisayar ve cep telefonları gibi cihazların yaydığı radyasyondan korunabileceğiniz radyasyon geçirmeyen bir takım elbise geliştirildi.
Dünyaca ünlü İtalyan takım elbise markası Remus Uomo&#8217;nun nanoteknoloji kullanarak ürettiği ipliklerle dikilen takım elbiseleri giydiğinizde manyetik olarak görünmez olduğunuz söylenebilir.Vücuda gelen radyasyonu %99 oranda düşürerek vücudun maruz kaldığı radyasyondan korunmanızı ve radyasyonun sebep olabileceği çeşitli hastalıklardan uzak durmanızı sağlayan takım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/10/remus.bmp"><img class="alignleft size-full wp-image-1017" title="Remus Uomo" src="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/10/remus.bmp" alt="" /></a>Bilgisayar ve cep telefonları gibi cihazların yaydığı radyasyondan korunabileceğiniz radyasyon geçirmeyen bir takım elbise geliştirildi.<br />
Dünyaca ünlü İtalyan takım elbise markası Remus Uomo&#8217;nun nanoteknoloji kullanarak ürettiği ipliklerle dikilen takım elbiseleri giydiğinizde manyetik olarak görünmez olduğunuz söylenebilir.Vücuda gelen radyasyonu %99 oranda düşürerek vücudun maruz kaldığı radyasyondan korunmanızı ve radyasyonun sebep olabileceği çeşitli hastalıklardan uzak durmanızı sağlayan takım elbise yaklaşık 500 dolar fiyatında.<br />
Dijital görünmezlik sağlayan takım elbisenin cebine koyulan cep telefonu baz istasyonları tarafından da,bluetooth üzerinden de görülemiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/1016/radyasyondan-koruyan-takim-elbise/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Görünmezlik Pelerini</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/956/gorunmezlik-pelerini/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/956/gorunmezlik-pelerini/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2008 22:13:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>berfu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Nano Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç İcatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Buluşlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=956</guid>
		<description><![CDATA[Tıpkı bir kayaya çarpan suyun,kayanın çevresinden akarak geçmesi gibi nesnelere çarpan ışıkların nesneler tarafından yansıtılmadan ve soğurulmadan nesnenin arkasına geçebildiğini düşünün.Özetle nesnenin önüne gelen ışığın,nesnenin arkasından gözle görülebildiğini.Bu da elimizde var olduğunu görmediğimiz,görünmez bir nesnemiz var anlamına geliyor.
ABD’de Berkeley’de bulunan Kaliforniya Üniversitesi araştırmacıları,3 boyutlu nesnelerin etrafındaki ışığı bükerek,ışığın soğurulmasını ve yansıtılmasını engelleyen bir malzeme geliştirdi.
Doğal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/10/gorunmezlik.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-957" title="gorunmezlik" src="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/10/gorunmezlik.jpg" alt="" width="323" height="244" /></a>Tıpkı bir kayaya çarpan suyun,kayanın çevresinden akarak geçmesi gibi nesnelere çarpan ışıkların nesneler tarafından yansıtılmadan ve soğurulmadan nesnenin arkasına geçebildiğini düşünün.Özetle nesnenin önüne gelen ışığın,nesnenin arkasından gözle görülebildiğini.Bu da elimizde var olduğunu görmediğimiz,görünmez bir nesnemiz var anlamına geliyor.<br />
ABD’de Berkeley’de bulunan Kaliforniya Üniversitesi araştırmacıları,3 boyutlu nesnelerin etrafındaki ışığı bükerek,ışığın soğurulmasını ve yansıtılmasını engelleyen bir malzeme geliştirdi.</p>
<p>Doğal yollarla elde edilemeyen bu malzeme nano teknoloji sayesinde üretiliyor.Uzmanların açıklamasına göre, nano ölçekteki (metrenin milyarda biri ölçeğindeki) bu malzeme sayesinde bir gün insanları bile saklayabilecek büyüklükte pelerinler yapılabilmesi mümkün.</p>
<p>Xiang Zhang önderliğindeki ekibin çalışmasını ABD hükümeti de parasal olarak destekliyor.İleride gizli askeri operasyonlarda kullanılması planlanan proje sayesinde tanklar düşman güçleri fark edemeden serbestçe hareket edebilecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/956/gorunmezlik-pelerini/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dev kütleli yıldız karadeliği</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/163/dev-kutleli-yildiz-karadeligi/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/163/dev-kutleli-yildiz-karadeligi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2008 08:07:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>aziz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Nano Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay Teknolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=163</guid>
		<description><![CDATA[Astronomların, galakside dev kütleli bir yıldız karadeliği tespit ettiği ve bu buluşun karadeliklerin oluşumu hakkında bilim dünyasında kabul gören teoriler hakkında kuşkular yarattığı bildirildi. Nature dergisinde yer alan makalede, bulunan karadelik ve karadeliği besleyen yıldızın, yıldızlar sistemindeki GRS1915+105 adı verilen bölgede yer aldığı kaydedildi.
Almanya`nın Potsdam kentinde bulunan Astrofizik Enstitüsü ile Şili`deki &#8220;Avrupa Güney Gözlemevi`nden&#8220; bilimadamlarının, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Astronomların, galakside dev kütleli bir yıldız karadeliği tespit ettiği ve bu buluşun karadeliklerin oluşumu hakkında bilim dünyasında kabul gören teoriler hakkında kuşkular yarattığı bildirildi. Nature dergisinde yer alan makalede, bulunan karadelik ve karadeliği besleyen yıldızın, yıldızlar sistemindeki GRS1915+105 adı verilen bölgede yer aldığı kaydedildi.</p>
<p>Almanya`nın Potsdam kentinde bulunan Astrofizik Enstitüsü ile Şili`deki &#8220;Avrupa Güney Gözlemevi`nden&#8220; bilimadamlarının, bulunan dev kütleli karadeliğin Güneş`in 14 katı büyüklüğünde bir kütleye sahip olduğunu ve Samanyolu`nun uzak bir köşesinde 40 bin ışıkyılı uzaklıkta bulunduğunu belirlediler. (Bir ışıkyılı yaklaşık 10 trilyon kilometreye tekabül ediyor.)</p>
<p>Etrafındaki ışık da dahil olmak üzere herşeyi yutan karadeliklerin yalnızca uç noktalarındaki faaliyetler sonucu ortaya çıkarılabildiğini kaydeden Astrofizik Ensitütüsü`nden Jochen Greiner yıldız karadeliklerinin sönmüş güneş benzeri yıldızların kalıntıları olduğunu ifade etti. Yıldız karadeliklerinin normalde Güneş`in 3 ila 7 katı olduğunu belirten Greiner, şimdi bulunan yıldız karadeliğinin ise güneşin 14 katı olduğunu vurguladı.</p>
<p>Karadeliğin kütlesini etrafındaki yıldızın yörünge hareketini analiz ederek hesap eden bilimadamları, yıldız ile karadelik arasındaki mesafenin Dünya ile Güneş arasındaki mesafenin yarısı olduğunu kaydettiler.</p>
<p>Astronomların Microquasar adı verdikleri yıldızlar sistemindeki GRS1915+105 adlı bölgenin, karadeliklerin nasıl oluştuğu yolundaki şu an bilim dünyasında kabul gören teoriler hakkında şüpheler yarattığını belirttiler.</p>
<p>Microsquasarları &#8220;normal bir yıldız ve bir karadelik veya nötron yıldızından oluşan ikili sistemler&#8220; olarak tanımlayan bilimdamları, bunların ünlü Alman fizikçi Albert Einstein`ın genel izafiyet teorisinin denendiği doğal bir laboratuvar olduğunu kaydediyorlar.</p>
<p>GRS1915+105 adı verilen bölgenin galakside, az sayıdaki microquasarlardan biri olduğunu belirten bilim adamları, bulunan karadeliğin büyüklüğünün kendilerini şaşırttığını ifade etti.</p>
<p>İkili sistemler içindeki etkileşimin, sistemde bulunan yıldızdaki kütle kaybını artırması gerektiğini ifade eden bilimadamları, yıldızınnasıl olup da bu büyüklükteki bir karadeliği oluşturmak için gerekli olan kütleyi koruyabildiğini anlayamadıklarını kaydediyorlar.</p>
<p>Bilinen teorinin bu büyüklükteki bir karadeliğin oluşumunu nasıl açıklayabileceğinin büyük bir sır olduğunu belirten Greiner, &#8220;Şu anki mevcut teori böylesine büyük kütleleri açıklayamaz&#8220; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/163/dev-kutleli-yildiz-karadeligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ABD, interneti TV&#8217;ye tercih ediyor</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/129/abd-interneti-tvye-tercih-ediyor/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/129/abd-interneti-tvye-tercih-ediyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2008 07:59:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>aziz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nano Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=129</guid>
		<description><![CDATA[ABD, interneti TV&#8217;ye tercih ediyor 	
İnternet ABD&#8217;de günlük yaşamın bir parçası haline geldi. Son araştırmalar Amerikalıların hergün internette daha fazla zaman harcamaya başladığını gösteriyor. Ülkede televizyon izlemek yerine internete bağlanmayı tercih edenlerin sayısı artıyor.
Los Angeles&#8217;taki Kaliforniya Üniversitesi&#8217;nin (UCLA) internet davranışları üzerine yaptığı araştırmaya göre;
-Amerikalıların yüzde 75&#8242;inin internet bağlantısı var ve haftada yaklaşık on saatlerini internette [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ABD, interneti TV&#8217;ye tercih ediyor 	</p>
<p>İnternet ABD&#8217;de günlük yaşamın bir parçası haline geldi. Son araştırmalar Amerikalıların hergün internette daha fazla zaman harcamaya başladığını gösteriyor. Ülkede televizyon izlemek yerine internete bağlanmayı tercih edenlerin sayısı artıyor.</p>
<p>Los Angeles&#8217;taki Kaliforniya Üniversitesi&#8217;nin (UCLA) internet davranışları üzerine yaptığı araştırmaya göre;</p>
<p>-Amerikalıların yüzde 75&#8242;inin internet bağlantısı var ve haftada yaklaşık on saatlerini internette geçiriyorlar.</p>
<p>-İnsanların internet kullanmaya başlamasının temel nedeni eğlence değil enformasyon sahibi olmak.</p>
<p>-İnternetin en popüler aktiviteleri e-mail göndermek ve anında mesaj servislerini kullanmak.</p>
<p>-İnternet kullananlar bir süre sonra daha az televiyon izlemeye başlıyor. Haftada yaklaşık on saat &#8220;online&#8221; olan kullanıcılar, 4.5 saat TV izliyor. Bu rakamın internet kullanıcılarını TV izleme saatinden daha düşük olduğu belirtiliyor.</p>
<p>-Amerikalılar interneti daha çok kullanmaya başlasalar da online alışverişe hala pek sıcak bakmıyor ve internette özel bilgilerinin güvenliğinden endişe ediyor.</p>
<p>Araştırmanın 11 Eylül saldırılarından önce, 2006 kişi üzerinde yapıldığı, son saldırılardan sonra internet davranışlarının nasıl etkilendiğinin de üniversite tarafından ayrıca inceleneceği bildirildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/129/abd-interneti-tvye-tercih-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Toshiba en küçük çipi üretecek</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/112/toshiba-en-kucuk-cipi-uretecek/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/112/toshiba-en-kucuk-cipi-uretecek/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 16:22:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Teknolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Nano Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Japon Teknolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Toshiba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=112</guid>
		<description><![CDATA[Toshiba en küçük çipi üretecek
Japon Toshiba firması, dünyanın en küçük elektronik çipini baharda piyasaya sürecek. Şirket sözcüsü, seri üretimine başlanacak çipin boyunun 90 nanometre (metrenin 90 milyarda biri) olacağını, halen kullanılmakta olan çiplerin ise 130 nanometre olduğunu bildirdi.
Sözcü, çipin performansının 130 nanometrelik çiplerden daha iyi olacağını ve daha az enerji tüketeceğini de söyledi.
Çiplerin küçülmesiyle elektronik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Toshiba en küçük çipi üretecek</p>
<p><img class="alignnone" src="http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2003/01/09/displayimage/0,,71187,00.jpg" alt="" width="170" height="128" />Japon Toshiba firması, dünyanın en küçük elektronik çipini baharda piyasaya sürecek. Şirket sözcüsü, seri üretimine başlanacak çipin boyunun 90 nanometre (metrenin 90 milyarda biri) olacağını, halen kullanılmakta olan çiplerin ise 130 nanometre olduğunu bildirdi.</p>
<p>Sözcü, çipin performansının 130 nanometrelik çiplerden daha iyi olacağını ve daha az enerji tüketeceğini de söyledi.</p>
<p>Çiplerin küçülmesiyle elektronik aygıtların boyları da önemli ölçüde küçülecek.</p>
<p>Toshiba&#8217;nın yeni küçük çipi, ayda en az 100 bin adet üretmeyi planladığı bildirildi.<br />
(aa)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/112/toshiba-en-kucuk-cipi-uretecek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Logitech&#8217;ten Cep Kamerası</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/76/logitechten-cep-kamerasi/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/76/logitechten-cep-kamerasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Aug 2008 15:29:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nano Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cep Kamerası]]></category>
		<category><![CDATA[Kameralar]]></category>
		<category><![CDATA[LCD Teknolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarımlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=76</guid>
		<description><![CDATA[Kameralar arasında bundan daha küçük  bir cep kamerası henüz üretilemedi. 1.3 mega-piksel çözünürlüğe sahip olan Logitech  Pocket Digital 130 cep kamerası, küçük olmasının bedelini de ödüyor. Bu bedel,  çektiğiniz kareleri izlemenize olanak tanıyan bir LCD ekranın olmayışı. Fiyatı  150 dolar.
Bilgi için: logitach.com
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kameralar arasında bundan daha küçük  bir cep kamerası henüz üretilemedi. 1.3 mega-piksel çözünürlüğe sahip olan Logitech  Pocket Digital 130 cep kamerası, küçük olmasının bedelini de ödüyor. Bu bedel,  çektiğiniz kareleri izlemenize olanak tanıyan bir LCD ekranın olmayışı. Fiyatı  150 dolar.</p>
<p><strong>Bilgi için: logitach.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/76/logitechten-cep-kamerasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
