Uzay Teknolojisi
Uydular konusunda ilk nesnel bilgiler, Mars’a 1971 sonlarında ulaşan ve gezegen çevresinde bir yörüngeye yerleşen “Mariner-9″dan geldi. Bu uzay aracı gezegene yaklaşırken hem Phobos’un, hem de Deimos’un fotoğraflarını çekti ve ikisinin de biçimlerinin düzgün olmadığı kanıtlandı. Phobos daha çok patatese benziyordu. En uzun çapı 28 km, en kısa çapı ise 20 km’ydi. Yüzeyi kraterlerle [...]
1877 yılında Asaph Hail (1829 -1907). 68 Cm’lik kırılmalı Washington teleskopuyla Mars’ın iki uydusunu keşfetti. Bunlara Phobos ve Deimos adlan verildi, etkisi de çok küçüktü ve hiçbir yönleriyle Ay’a benzemiyorlardı. Çok soluk olduklarından 1877′den önce keşfedilememişlerdi.
Güneş’ten uzaklık sırasına1 göre ikinci gezegen olan Venüs, aşağı yukarı Dünya büyüklüğündedir ve kütlesi Dünyadan yüzde 80 dolayında fazladır. Çevresi, gezegenin yüzeyini görmemizi engelleyen yoğun, derin ve bulutsu bir tabakayla kaplıdır.Venüsün Güneşten ortalama uzaklığı 108.200.00 km’dir. Ve yörüngesinin genelde daire biçimine yakınlığı nedeniyle bu uzaklık değişmezdir. Güneş çevresinde dönme süresi, 224.7 gündür. Uzay araçlarının ve [...]
Merkür gezegeni, kimi zaman çıplak gözle seçilebilir, ancak eski zamanlardan beri bilinen öteki dört gezegenden (Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn) çok daha zor görülür. Merkür, Güneşe en yakın gezegendir ve Güneşin çevresini ortalama 50 milyon kilometre uzaklıkta 88 günde döner. Boyut ve kütle açısından Dünya’dan çok Ay’a benzer. Çapı 4.880 km’dir. Kaçış hızının saniyede yalnızca [...]
Uygulama açısında, uzayda başlangıçta kazanılan başarılar pek fazla bir şey söylememektedir. Görünüşe göre, gelecekte Dünya-Ay sistemine sıkışıp kalınacaktır.Ancak bu durum, uzayın keşfinde üs olarak Dünya’yı kabul etmemiz halinde gerçek olabilir. Başka bir seçenek bulmak zordur.Eğer Dünya-Ay sistemine sıkışıp kalmacaksa, tek seçenek olarak Ay görülür. Ay üzerinde görkemli bir üs kurduğumuzu, burada uzay gemileri inşa edip [...]
Uyduların insanoğluna yardımcı olduğu bir alan da, hava koşullarının incelenmesidir. Hava tahminlerinin daha sağlıklı yapılmasını sağlamaktadırlar. Uydular insanlara, dünyayı çevreleyen bulut örtüsünün fotoğraflarını vermekte, hava hareketlerinin, cephe sistemlerinin ve fırtınaların eski usulden çok daha ayrıntılı şekilde incelenmesine yardımcı olmaktadır. Özellikle kasırgaların beklenmedik zamanlarda apansız patladığı tropik kuşakta, havanın uydu aracılığıyla kontrolü can ve mal kaybını [...]
ABD’nin ilk uzay yılında attığı yedi uydu arasında, Score (Signal Com-munination by Orbitin rela Equip-ment) adıyla bildiğimiz bir uydu da vardı. Bu uyduda bir Atlas Boostter bir ses kayıt makinesi bulunmakta, bunlar sesli mesajları dünyadan alıp verebilmekteydi. Biraz ilkel olmakla birlikte, ilk iletişim uydusu budur.Bir iletişim uydusu bulunmasının en büyük yararı, dünyanın geniş bir alanından [...]
Amerika Birleşik Devletleri’nin insanlı ilk uzay uçuşu, 5 Mayıs 1961 günü gerçekleşti. O gün uzaya fırlatılan Redstone füzesinin burnundaki (Özgürlük) 7 kapsülüyle Astronot Alan Shepard saatte 8.228 kilometre hızla 485 kilometre yüksekliğe çıktı. Havada 16.5 dakika kalan 1.814 kilo ağırlığındaki Mercury kapsülü Atlantik Okyanusu’na indi. Shepard, sağ-saSim kapsülden alındı.Shepard’ın uzay uçuşunun üzerinden ancak üç ay [...]
Sovyetler Birliği Başkanı Nikita Khrushchev, 14 Mart 1961 günü Kazak kenti Akmolinsk’te yaptığı konuşmada, içinde insan olan bir uzay gemisinin Sovyetler Birliği tarafından uzaya fırlatılacağı günlerin çok uzak olmadığını söyledi.28 Mart 1961 günü Moskova’daki Sovyet Bilimler Akademisi’nde düzenlenen basın konferansında konuşan Sovyet bilimadamları da yeryuvarlağı çevresindeki yörüngeye insanlı bir kapsülün gönderilmesinin düşünüldüğünü söyleyerek Khrushchev’in sözlerini [...]
Amerika Birleşik Devletleri, 28 Mayıs 1959 günü saatte 16.000 kilometre hızla yol alan orta menzilli bir Jüpiter balistik füzesinin burun hunisinde Able adında 3.5 kiloluk erkek bir Hint maymunuyla yarım kilo ağırlığında Baker adındaki bir dişi maymunu uzaya fırlattı.
Hayvanların kalp atışları, kas tepkileri, kan basıncı, solunumları, ısıları gibi gösterecekleri çeşitli tepkiler uçuşu sırasında radyolarda yayınlandı. [...]
Havanın üst tabakalarındaki araştırmalar için Amerika’nın meydana getirdiği ilk büyük Amerikan yapısı rokes VVAC-Corporal’dı. Daha sonra Vilding, Aerobee, Aerobeehi ve daha başkaları yapıldı. Bu gürültülü roketlere yukarılara taşınan gereçlerden, “Uzay nerede başlar? sorusuna gerekli cevaplar alındı.
Yeryuvarlağının 120, 675 metre üstünde “Karanlık” uzay başlıyordu. Burada gök simsiyah, güneş kör edici bir parlaklıktaydı. Yıldızlar, göz kırpmayan ışık [...]
İnsan, varlığının İlk günlerinden beri duygularıyla davranmıştı. Tüm bilgi dağarcığı; çevresindeki şeyleri görmek, ellemek ve seslerini işitmek yoluyla edindiği denemelerden oluşuyordu. Yeryuvarlığını düz olarak kabul etmişti, yeryuvarlağının olduğu yer kendisi için evrenin tam ortasıydı. Ona göre yeryuvarlağı olduğu yerde duruyor; güneş, ay ve yıldızlar gece-gündüz insanoğlunun yolunu aydınlatmak için gökte ışıldayarak yer yuvarlağının çevresinde dönüp [...]
İngilizler, boyu yarım metreyi biraz geçen küçük bir robotla Mars’ta yaşam izi arayacak. İngiltere’deki Open Üniversitesi laboratuvarlarında minik robotun son rötuşları yapılıyor. Robota Darwin’i 1832′de açık denizlere götüren gemiden esinlenerek Beagle-2 adı verildi.
65 cm boyunda, 68 kilo ağırlığındaki robot, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) adına Kazakistan’daki Baykonur uzay üssünden 23 Mayıs 2003′te fırlatılacak roketle Mars’a gönderilecek.
İngiliz [...]
Avustralya kıtasında olan Murchison meteor parçasını NASA bilim adamları, iki farklı karbon meteorda, şeker ve hayatın oluşumuna destek veren organik bileşimler gözlemledi. Cooper ve çalışma arkadaşları, Murchison ve Murray meteor parçalarında, az miktarda “dihydroksiyacetone” olarak adlandırılan şeker ve şekere benzeyen bir takım maddeler keşfetti.
Göktaşları için yapılan araştırmalarda şeker bileşimlerine ilk defa rastlandığı belirtilirken, bilim adamları, [...]
Uzay araştırmaları tarihinde ilk kez bir uydu, kuyrukluyıldızdan ”yıldız tozu” toplayarak, Dünya’ya ulaştıracak. Toplanan toz, Güneş Sistemi’nin oluşumu hakkında önemli bilgiler verecek. NASA’nın 1999′da fırlattığı Stardust adlı uzay aracı, cuma günü Dünya’dan 400 milyon kilometre uzakta bulunacak Wild-2 kuyrukluyıldızıyla buluşacak.
Kuyrukluyıldıza 300 kilometre yaklaşacak uydu, tozu, tenis raketi büyüklüğünde bir toz toplayıcısı yardımıyla toplayacak. Tozlar, toplayıcıyı [...]