Archive for Ekim 2008
You are browsing the archives of 2008 Ekim.
You are browsing the archives of 2008 Ekim.
Gemicilik tarihi iki çağa ayrılmalıdır: “Kürek-dümen” ve “menteşeli dümen.” Birincisi, bütün geçmiş dönemi ve XII. yüzyıla kadar Ortaçağ’ı ele alır. Yön, pupada tutulan bir kürekle sağlanırdı. Küreğin boyutlarının bir insanın gücüyle orantılı olması gerektiğinden, gemicilik ancak durgun havalarda yapılabiliyordu. Bu durumda kışın gemiyle yolculuk yapmak olanaksızdı. Mısırlılar, buna bir çıkar yoi aradılar ve XII. Sülâle [...]
Ateşli silahların bulunmasının ve yayılmasının yalnızca savaş tekniği üzerinde etkileri olduğunu düşünmek yanlıştır. Gerçekte topların, arkbüz-lerin ve güllelerin yapımı maden gereksinimini artırdı. Bu koca silahların dökümünde eski zanaatçıların yöntemlerini bir yana İtip yenilerini bulmak gerekti. Kısacası, ateşli silahların savaş atanlarına girmesi, madenciliğin İlerlemesine yol açtı. O zamana kadar birçok şeyin tahtadan yapıldığı düşünülürse, madene karşı [...]
Tezhip, (I) çini mürekkebi, çömlekçilik… bunlar, özellikle 1000 yıllarında başlayarak Avrupa topraklarında yükselen büyük dinsel eserlerin yanında küçük kalan sanatlardır. “KatedraF’in Ortaçağ’ın tipik bir anıtı olması, Kilise’nin güçlüğünden ve toplumları – içtenlikle olsun olmasın – ‘iman’a zorlanmasından ileri geliyordu. Bunun sonucu olarak da herkes katedrallerin yapımına katılmaktaydı: Kimi para yardımı yapıyor, kimi taş çıkarmaca da [...]
Cam, Romalılarda yaygın bir alanda kullanılıyor, hatta işlenerek üzerine gravürler yapılıyordu, Orta-çağ’ın karışık ortamına rağmen cam yapımcılığı ormanlık bölgelerde, manastırların çevresinde ve kentlerde ge-liştİ. Yalnız Fransa’da yirmibeş fabrika vard;. Bunlardan ilki, 1290′da kurulan Quiquengragne’dir (Aisne). Soyluların girmesine izin verilen birkaç zanaattan biri olan camcılık, daha da ilerleyince ilk camcılar loncası (İ373′te Nurenberg’de) kuruldu. O günlerin [...]
İstanbul’un fethinden sonra-Uygarmık, Orta Asya’dan başlar-Yanlış kamlar-Asya niçin Avrupa’ya akınlardı-îstilalardan kalan-Kilise Koşum şekli-Eyer, üzengi ve nalda Türklerden-Bir yüzyılki… Haçlılar-Araba falakas ‘Cam ve katkısı-Porselen-Çin mürekkebi-Gotik nedir?-Tarımda ilerlemeler- Yol ve değirmeni-Su düzeni ko-nunusu. Roma tmparatorluğu’nun çöküşünden İstanbul’un feîhine kadar uzanan yıllara (500-1453) rastlayan Avrupa tarihi, şu üç Öğeyle nitelendirilebilir: Kilise’nin gücü, varsıl soyluların sürekli eylemleri ve halkın [...]
O dönemde egemen Hieron mekaniğin önemini anlayarak Arşimet’ten hem savunma ve em de kuşatmada saldırı için kullanılabilen çeşitli makinelerle tesisler yapmasını İstemişti. Şimdi bu makineler Sİrakusahlann işine yaramıştı. Romalılar kenti iki yandan kuşattıklarında Sirakusalılar korkmuşlardı. Çünkü böyle korkunç bir güce direni lebileceğini hiç ummuyorlardı. Tam o sırada Arşimet savaş araçlarını hareket geçirmişti. Çeşitli oklar ve [...]
Bir yanda kum taneciği, öte yanda dağ… Bir zamanlar insan böyle küçük ve dar bir dünyada yaşamıştı. Derken başının üzerindeki gök, on milyar stadyon yükseldi. Kum taneciğinin de başlı başına bir dünya olduğu anlaşıldı. Arşİmet, Demokrit’in gözle görülmez zerreciklere ilişkin öğretisini bİ-İirdi. Zerreciklerin bağlı oldukları yasaları anlayabilmek için küçük dünyanın kapısını çalmıştı. Bu kapılan açmak [...]
Bilgin Eratosten-Yerlüzünü Ölçmek-Güneş, Siyena, Zenit, Stadyan-Sisamlı Aristark-Straton ve Demokrit-Göğü ölçen insan-llk harika çizeri: Ptolomevs-Bilim, gerçeği arar-Boyutlar ve haccim Ana bilim yolu-SirakÜsa savaşında-”Buldum” hikâyesi-Suya yeri görev. Aristoteles (Aristo) öğrencilerini (lise)nin iki yanı ağaçlı yollarından, gerçek bilgiler yolundan uzaklara götürürdü. Bir dönemlerin İskenderiyeli bilimadamlan bilim kurum ve uygulama alanında daha da uzaklara gitmişlerdi. Bİlge kişilerin yolu kendilerini [...]
İnsanlara tarlaları sulamak, yük kaldırmak, kaleleri kuşatmak için ağaçtan, taştan ve demirden uysal yardımcılar gerekti. Dedal gibiler çoğalıyordu. Kendilerini söylence ustasının torunları sayanlar, artık yalnız demirciler, marangozlar ve heykeltıraşlar değildi. Siraküsa’da ve İskenderiye’de el-İerinden her iş gelen ustalar vardı; hem de pek çok… Bir yapıya ağır taş blokları kaldırmak gerekirse, makaraları bileşik bir mekanizma halinde [...]
iskenderiye kitaplığının raflarında yüzbinîerce papirüs tomarı korunmuştu. Yalnız “Bütün Bilgi Alanlarında Ünlü Eserlerin Katalogu” denen bir katalog, yüz yirmi ciltti. Kitaplığın başında ünlü bilgin Eratosten bulunuyordu. Platon’un (Eflatun) Akademi’de çok öğrencisi vardı. Aristoteles lisede daha çok Öğrenci toplamıştı. Ne akademi, ne de lise; İskenderiye mu-zeunTuyla (bugünkü anlamda üniversitesiyle) kıyaslanamazdı. İskenderiye’de daha görkemli bir bilim ocağı [...]