Archive for Kasım 2008
You are browsing the archives of 2008 Kasım.
You are browsing the archives of 2008 Kasım.
Doğru Akım (DC) : Bu akım çeşitinin kısaca tanımı: “Zaman ile bağlantılı olarak yönü ve şiddeti hiçbir zaman değişmeyen akım türüne doğru akım adı verilir.” biçimindedir. Doğru akım genel olarak elektronik devrelerde kullanılmaktadır. En ideal olan doğru akım ise en sabit olan şeklidir. En sabit doğru akım kaynakları da evlerimizde kullandığımız pillerdir. Bir de evlerimizde [...]
İlk dokuma makineleri, özelikle İngiltere gibi bir tarım ülkesini hızla sanayi toplumu yapıverdi. Köylerde oturan yüzbinlerce insan, kentlere koşmuştu. Yeni fabrikalar güvenli bir gündelik ve yeni yeni yaşam koşulları sağlıyordu. Kuzeyin soğuk İklimi için pek Önemli sayılan yün bükmek ve dokumacılık dalında o yıllara kadar köylerde çıkrıklar ve el dokuma tezgâhları kullanılıyordu. Bu yoldan elde [...]
Elektrik yükünün daha çok elektronların hareketi sebebiyle yer değiştirmesi sonucu ortaya çıkan akım çeşitidir. Amperolçerle ölçülebilen bu akımının birimi amper olarak adlandırılmıştır. (A). Örneğin akümülatörden sağlanan doğru akımda, yük sadece bir tarafa doğru hareket edebilir. Evlerimizde kullandığımız dalgalı akımda isa, yük saniyede birçok defa ileri geri akarak hareket eder. Elektrik Akımı Nasıl Oluşur ? Bilindiği [...]
James Watt hastalıkla bir çocuktu ve sürekli baş ağrısı çekerdi. Bu nedenle de okula gidemedi. Evde annesinden öğrenim gördü. Okumayı öğrenir öğrenmez bütün kitapları yutarcasına elinden geçirmeye başladı. On-bej yasına geldiğinde, o yıllarda fizik ve teknik alanlarda bilinen her şeyi öğrenmişti. Babası genç Watt’ı Üniversite’de doğa felsefecisi Doktor Dick’ten öğrenim görmek üzere Glas-gow’a gönderdi. Profesör [...]
Tarama mikroskobu Tıp dünyasından elektroniğe kadar geniş bir yelpazede görünür ışığın dayattığı sınırlamalar, tarama mikroskopu tarafından aşılabiliyor. Aygıtın sırrı, maddeyi inceleyen elektron demetinde… Sonsuz derecede küçüğü inceleyebilmek için ışık aşılamaz bir sınır belirliyor. Nitekim bizim gözümüz yalnızca yaklaşık 800 ila 400 nanometre (10 üstü 9 metre) arasında değişen, görünür spektrum olarak adlandırdığımız dalga uzunluklarını algılayabiliyor. [...]
Stephenson, güney İngiltere’de (Newcastle’de) bir maden ocağındaki buharlı tulumbada çalışan bir ocakçının oğluydu. Baba, haftada 12 şilin kazanabildiğinden allı çocuk biraz gelişmeye başlayınca hemen bir işte çalıştırılıyordu. Para kapanmak zorundaydı hepsi de 1781′âe doğan Geor-ge’un ilk çalıştığı iş, bir komşusunun kazlarına ve ineklerine çobanlık etmekti. Küçük George, yakındaki bir maden ocağında yük vagonlarının atla çekildiği [...]
Bir maden mühendisi olan Ric-hard Reynolds, 1767*de ilk dökme demirden raylar yaptı. Jessop adlı bir başka İngiliz, bugün de genellikle kullanılan rayların mantar biçimi kesitini buldu. Böylece, demiryollarının gelişme olanağı ortaya çıkmış oluyordu. Ülkenin bir yanından Ötesine ulaşım için bunca yük, hızlı ve kolay bir taşıma aracı bekliyordu. Her yerde insanlar bir yerden ötekine rahat [...]
PERVANENİN İCADI İLE… Çağdaş İleri gemicilik çığrmı açan pervanenin icadı, aynı zamanda sömürgen takımının açgözlülüğünün ve haydutluğunun da tipik bir örneğidir. Bu yeteneklerin ve yürekliliğin değil; hilenin, dalavereciliğin ve her türlü acımasızlığın kol gezip zafer kazan-bir alan oldu. Pervane 18O3′te Charles Dallery ki745-1845) adlı bir Fransız tarafm-|dan icat edilmiştir. Dallery çeşitli tür ‘İlginç icatlarda bulunmuş [...]
Hikâye şöyle başlamaktadır: Pennsylvania’da 1765′te İrlandalı yoksul bir göçmen ailesinin oğlu doğuyor; adı Robert Fulton’dur. Üç yaşındayken babası öldüğü için ve annenin yanında kalır ve çok geçmeden köy okulundan ayrılıp iş bulmak zorunda kalır. Ama bu gencin resme büyük yeteneği ve özellikle eşine az rastlanır bir direnç ve çalışma gücü vardı. Yaptığı portreler sahiplerine tıpatıp [...]
Jouffroy, 46 m. uzunluğunda, 4.50 m. genişliğinde ve sualtı derinliği 0.95 m. olan bir gemi yapmış; buna iki silindirli ve çift etkili bir Watt makinesi takmıştı. Bu makine aynı eksenin çevresinde dönen 4.50 metre çapındaki iki çarkı çevirmekteydi. “Başardım” diye seviniyordu; ama, gerçekte kazanmamış, hatta her şeyi kaybetmişti. Jouffroy’nun çağdaşlarının aymazlığı karşısında insan şaşırıp kalır. [...]