<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Teknoloji.Tc &#187; İlginç Deneyler</title>
	<atom:link href="http://www.teknoloji.tc/yazi/ilginc-deneyler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.teknoloji.tc</link>
	<description>Teknoloji, Tasarım, Bilim Teknik, Robot, İcat, Keşif, Buluş</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Jul 2010 19:46:49 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Denizde Anaconda Projesi</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/2073/denizde-anaconda-projesi/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/2073/denizde-anaconda-projesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 May 2009 16:09:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mini teknoloji</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Deneyler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=2073</guid>
		<description><![CDATA[


 Denizde içi su dolu kauçuk borular kullanılarak dalgalardan elektrik sağlanmaya çalışılacak. Boruların şekilleri itibariyle projeye Anaconda Projesi deniliyor. Bu projenin uygulanmasının oldukça basit olduğu söyleniliyor.
Kauçuk borunun içinden geçen dalgalar şişkinlik yaratarak tribüne geldiğinde elektrik enerjisi sağlıyor. Borular 8 metre uzunluğunda ve Chekmate Seaenergy isimli şirketçe üretiliyor. Deneme amaçlı olarak ingilteredeki bir laboratuvar ortamında suların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"></p> <p>Denizde içi su dolu kauçuk borular kullanılarak dalgalardan elektrik sağlanmaya çalışılacak. Boruların şekilleri itibariyle projeye Anaconda Projesi deniliyor. Bu projenin uygulanmasının oldukça basit olduğu söyleniliyor.<br />
Kauçuk borunun içinden geçen dalgalar şişkinlik yaratarak tribüne geldiğinde elektrik enerjisi sağlıyor. Borular 8 metre uzunluğunda ve Chekmate Seaenergy isimli şirketçe üretiliyor. Deneme amaçlı olarak ingilteredeki bir laboratuvar ortamında suların içine bırakıldı.<br />
Kauçuğun  dayanıklı ve doğal bir malzeme olduğundan dayanıklı da olacağı, bakım ve tamir sorunlarının minimum seviyeye ineceği söyleniyor.<br />
<a href="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2009/05/file.jpg"><img src="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2009/05/file.jpg" alt="file" title="file" width="265" height="263" class="alignnone size-full wp-image-2074" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/2073/denizde-anaconda-projesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Potansiyel Enerji</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/1359/potansiyel-enerji/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/1359/potansiyel-enerji/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2008 00:49:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Deneyler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=1359</guid>
		<description><![CDATA[ Potansiyel enerji, durumu sebebiyle depolandığı kabul edilen enerjidir daha doğrusu o cismin iş yapabilme yeteneğidir, tabandan h yüksekliğinde bulunan &#8220;m&#8221; kütlesi olan bir cismin potansiyel enerjisi &#8220;m.g.h&#8221; çarpımına (g bu formülde yerçekimi ivmesini belirtir) eşittir. Bu enerji, iş yapabilme yeteneği olan her sisteme, düzeneğe, örneğin gerilmiş bir yaya uygulanabilir: Yay gerilip bırakıldığında potansiyel enerjisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Potansiyel enerji, durumu sebebiyle depolandığı kabul edilen enerjidir daha doğrusu o cismin iş yapabilme yeteneğidir, tabandan h yüksekliğinde bulunan &#8220;m&#8221; kütlesi olan bir cismin potansiyel enerjisi <span style="text-decoration: underline;"><strong>&#8220;m.g.h&#8221;</strong></span> çarpımına (g bu formülde yerçekimi ivmesini belirtir) eşittir. Bu enerji, iş yapabilme yeteneği olan her sisteme, düzeneğe, örneğin gerilmiş bir yaya uygulanabilir: Yay gerilip bırakıldığında <a href="http://www.teknoloji.tc/1360/potansiyel-enerji/">potansiyel enerji</a>si hemen kinetik enerjiye dönüşür ve hemen başlangıçtaki boyuna gelir.</p>
<p style="text-align: justify;">Potansiyel Enerji İki Ana bölümde incelenir:</p>
<p style="text-align: justify;">1. Esneklik Potansiyel Enerjisi<br />
2. Çekim Potansiyel Enerjisi</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Çekim Potansiyel Enerjisi</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Tabandan yüksekliği arttıkça Çekim Potansiyel Enerjisi artan eneri çeşitidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Esneklik Potansiyel Enerjisi</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yaylardaki gerilme esneklikliğinden yararlanılarak elde edilen enerjidir. Yay ne kadar çok gerginleştirilirse Esneklik Potansiyel Enerjisi de o miktarla eşit bir oranda artış gösterir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bu konuyu daha iyi anlamak için bir deneye göz atalım:</strong></p>
<p style="text-align: justify;">POTANSİYEL ENERJİ- KİNETİK ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNÜN İNCELENMESİ</p>
<p style="text-align: justify;">Yapılan Deneyin Maksadı: Potansiyel enerji ve kinetik enerjinin birbirine dönüşebileceğini görmek ve mekanik enerji kavramını öğrenmek.</p>
<p style="text-align: justify;">Yapılan Deneydeki Malzemeler: sarkaç, statif çubuk, hertz ayağı, üç ayak,</p>
<p style="text-align: justify;">DENEY DÜZENEĞİ:</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.teknoloji.tc/1360/potansiyel-enerji/"><img class="alignnone size-medium wp-image-1360" title="potansiyel enerji, kinetik ve mekanik enerji" src="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/11/potansiyel-300x269.jpg" alt="" width="300" height="269" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">DENEYİN YAPILIŞI:</p>
<p style="text-align: justify;">1-Elimizdeki sarkacı hertz ayağına bağlayıp şekilde görünen düzeneği oluşturunuz.</p>
<p style="text-align: justify;">2-Sarkaç topunun sabitlenmesini ve kıpırdamamasını bekleyiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">3-Topu yan tarafa doğru çekip sonra serbest bırakıp ve sonucu gözlemleye başlayınız.</p>
<p style="text-align: justify;">DENEYİN SONUCU:</p>
<p style="text-align: justify;">Top sabitlendiğinde kinetik enerjisi 0 (sıfır)&#8217;dır. Potansiyel enerjisi yere göre en az seviyededir. Topu yukarıya kaldırdığınız zaman potansiyel enerjisi artacaktır. Top en yukarı seviyede potansiyel enerji en yüksektir. Top yine bu seviyede (A noktası) durduğu için kinetik enerjisi sıfır olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kez top serbest bırakıldığında, yerçekiminin katkısıyla top aşağı düşerken topun potansiyel enerjisinin bir bölümü kaybolur, fakat topun hızlanması nedeniyle kinetik enerjisi maksimumdur. Topun  B noktasındaki hızı ve kinetik enerjisi en yüksek seviyede olurken, potansiyel enerjisi en düşük seviyededir.</p>
<p style="text-align: justify;">C noktasına yükselen top hız kaybedeceğinden kinetik enerjisi de minimuma iner, yukarıya yükselme olduğu için potansiyel enerjisi maksimum olur. Sarkaç topu  C noktasında sabitlendiğinde potansiyel enerji en yüksek olur, kinetik enerjisi ise sıfırlanır. Topun yeniden geri düşmesiyle sürtünme olmaması kaydıyla bu olay sonsuza kadar devam edebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">TEORİK BİLGİ:</p>
<p style="text-align: justify;">Enerjinin tüm çeşitleri birbirine dönüşüm sağlayabilir. Örnek olarak; barajlarda depolanan suyun potansiyel enerjisi bulunur. Barajlardaki su, hidroelektrik santrallerden akarken potansiyel enerjinin bir bölümü kinetik enerjiye dönüşebilir. Bu dönüşen enerji türbinleri döndürebilir. Dönmeye başlayan türbinler ise jeneratörlerde elektrik üretilmesine katkı sağlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Ünlü bilim adamı <a href="http://www.teknoloji.tc/1352/aynstayn/">Albert Einstein</a> (<a href="http://www.teknoloji.tc/1352/aynstayn/">Albırt Aynştayn</a>, <a href="http://www.teknoloji.tc/1352/aynstayn/">Aynştayn</a>) “Enerji korunumu kanunu”yla; “Enerjinin hiç yokken var olmayacağını, enerji varken de hiçbir zaman yok olamayacağını, maddenin enerjiye, enerjinin de maddeye dönüştürülebileceğini “kanıtlamıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/1359/potansiyel-enerji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkeklerin Sonu</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/85/erkeklerin-sonu/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/85/erkeklerin-sonu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Aug 2008 16:22:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyamız]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Deneyler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=85</guid>
		<description><![CDATA[ERKEKLER YOK MU OLACAK? 
Erkekliği belirleyen Y kromozomunun genetik şifresi çözüldü ve bu kromozomdaki 59 milyon bazın yarısı, işe yaramaz ve anlaşılması olanaksız bulundu. Bu gelişme, erkeklik kromozomunun giderek küçüldüğü tartışmalarını başlattı. Bazı bilim adamları bu durumu Y kromozomunun giderek yok olduğunu gösterdiğini ileri sürdü. Bilimin klonlama yontemini keşfiyle zaten erkeklik kromozomuna gerek kalmadığı da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ERKEKLER YOK MU OLACAK? </p>
<p>Erkekliği belirleyen Y kromozomunun genetik şifresi çözüldü ve bu kromozomdaki 59 milyon bazın yarısı, işe yaramaz ve anlaşılması olanaksız bulundu. Bu gelişme, erkeklik kromozomunun giderek küçüldüğü tartışmalarını başlattı. Bazı bilim adamları bu durumu Y kromozomunun giderek yok olduğunu gösterdiğini ileri sürdü. Bilimin klonlama yontemini keşfiyle zaten erkeklik kromozomuna gerek kalmadığı da ileri sürüldü. Y Krmozomu giderek yok olacaksa, beş bin kuşak sonra erkeklerin canlılar dünyasından ortadan kalkacağı da hesap edildi. Tabii bu bilim dünyasında daha uzun tartışmalara yol açacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/85/erkeklerin-sonu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kediler neden fare yakalar?</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/81/kediler-neden-fare-yakalar/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/81/kediler-neden-fare-yakalar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Aug 2008 15:51:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Deneyler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=81</guid>
		<description><![CDATA[Hayatında hiç gerçek bir fare görmeyen kedinin bile evin köşesinde bulduğu oyuncak fareyle ilgilendiğini sizler de fark etmişsinizdir. Önce sıçrama pozisyonunda fareyi iyice süzdükten sonra üzerine atlayarak yakalayan kedi bundan sonra gururlu bir şekilde avıyla dolaşır, patisiyle yoklar ve yalar. Hatta bazen tekrar fırlatarak peşinden koştuğu bile olur. 
Kedideki bu davranışın doğuştan mı var olduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatında hiç gerçek bir fare görmeyen kedinin bile evin köşesinde bulduğu oyuncak fareyle ilgilendiğini sizler de fark etmişsinizdir. Önce sıçrama pozisyonunda fareyi iyice süzdükten sonra üzerine atlayarak yakalayan kedi bundan sonra gururlu bir şekilde avıyla dolaşır, patisiyle yoklar ve yalar. Hatta bazen tekrar fırlatarak peşinden koştuğu bile olur. </p>
<p>Kedideki bu davranışın doğuştan mı var olduğu yoksa daha sonra mı öğrenildiği sıkça tartışılır. Aslında her ikisi de kısmen doğrudur. Çünkü davranış bilimcileri annelerinden ve diğer kedilerden ayrı büyüyen kedilerin bile benzer davranışlara sahip olduklarını ortaya koydular. </p>
<p>Üç haftalıkken dikkatlice avına dokunmaya başlayan kedi, kısa bir süre sonra ona sessizce yaklaşmayı ve altı haftalık olunca da sıçrama hareketini öğrenir. Ama avını öldürecek ısırma güdüsü gelişmez. Çünkü bu güdünün gelişmesinde önemli olan av değil diğer bir kedinin varlığıdır. </p>
<p>Kedinin avını öldürmeyi öğrenmesi için kıskanç bir rakibe ihtiyacı vardır. Eğer bir kedide öldürme güdüsü 20.haftaya kadar gelişmezse bu onun asla öldürmeyeceğini ya da bu davranışı çok zor öğreneceğine işarettir. </p>
<p>Evde beslenen kedinin, rakiplerle karşılaşma şansı neredeyse hiç yok gibidir. Dolayısıyla da ‘Kedi fare oyununu’ doğuştan bilmesine rağmen bu davranışı yerine getiremez ama bir yandan da avlanma isteğiyle yanıp tutuşur. </p>
<p>Bu durumda o da oyuncak fare, top ya da evdeki benzer eşyaları havaya fırlatır ve onu yakalamaya çalışır. Veyahut da önce patisiyle dikkatlice ileri geri ittikten sonra git gide daha hızlı bir şekilde sağ sola savurur. </p>
<p>Gerçek fare avında bu oyunun sonu mutlaka ölümcül bir ısırıktır. Canlı fareyi kedinin ağzından aldığınız taktirde içgüdüsel olarak başka bir objeyle ilgilenir, bu top veya oyuncak fare olabilir. Bu ‘hırpalama oyununu’ gerçek fareyi yakalayan kedilerde de izleyebiliriz. Kedi avını yakaladıktan sonra bir müddet daha hırpalayarak geç gelen başarının keyfini çıkarır. Ama çok sık avlanan kedilerde de aynı davranışlar izlenebiliyor. Davranış bilimi bu davranışı potansiyel tehlikeye karşı gösterilen aşırı tepki olarak açıklar. Çünkü iri fareler kedilere zarar verebilirler. Diğer bir açıklama da anne farenin bu şekilde yavrularına avlanmayı öğretmek istediğine dayanır ki bu da annelik dürtüsüdür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/81/kediler-neden-fare-yakalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kobay fareler tüberkülozu koklayarak tanıyacak</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/26/kobay-fareler-tuberkulozu-koklayarak-taniyacak/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/26/kobay-fareler-tuberkulozu-koklayarak-taniyacak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Aug 2008 12:53:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Deneyler]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Deneyler]]></category>
		<category><![CDATA[Tüberküloz]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Buluşlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=26</guid>
		<description><![CDATA[Kobay fareler tüberkülozu koklayarak  tanıyacak

Bilimsel adı Cricetomys gambianus olan iri kobay  farelerinin yakında insan tükürüğündeki tüberküloz bakterilerini de teşhis  edebilecekleri bildirildi. Konuyla ilgili proje Dünya Bankası’nın desteğiyle  Temmuz ayından beri Tanzanya’da yürütülmekte. Söz konusu fareler Afrika’daki  kara mayınlarını da algılıyorlar. Proje başkanı Bart Weetjens bu projenin toplum  üzerinde önemli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: red;">Kobay fareler tüberkülozu koklayarak  tanıyacak<br />
</span><br />
Bilimsel</strong> adı Cricetomys gambianus olan iri kobay  farelerinin yakında insan tükürüğündeki tüberküloz bakterilerini de teşhis  edebilecekleri bildirildi. Konuyla ilgili proje Dünya Bankası’nın desteğiyle  Temmuz ayından beri Tanzanya’da yürütülmekte. Söz konusu fareler Afrika’daki  kara mayınlarını da algılıyorlar. Proje başkanı Bart Weetjens bu projenin toplum  üzerinde önemli etkiler yapacağını vurgulayarak, tüberküloz büyümekte olan bir  sorun, insanlar sanki mücadeleyi kaybetmiş gibi hissediyorlar dedi. Weetjens’e  göre fare 30 dakika içerisinde 120-150 tükürük örneğini inceleyebiliyor. Oysa  laborantlar günde ancak 20 kadar örneği kontrol edebiliyorlar. Bu nedenle  farelerin kullanılması hem daha ucuz olabileceği gibi kısa sürede daha fazla  örneğin incelenmesine izin verecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/26/kobay-fareler-tuberkulozu-koklayarak-taniyacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müzik ile Tedavi</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/13/muzik-ile-tedavi/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/13/muzik-ile-tedavi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Aug 2008 12:45:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[İcatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Deneyler]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç İcatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Buluşlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=13</guid>
		<description><![CDATA[ABD’de Nowheresville’de bir gaziler evi. Sene 1944 Avrupa’da II. Dünya Savaşında savaşırken arkadaşlarının büyük çoğunluğu ölen bir asker, büyük bir travma yaşamış ve konuşma yetisini kaybetmiş. Savaş gazilerini eğlendirmek için merkeze bir müzisyen getirilir. asker, müziğin çalmasıyla birlikte aylardır verdiği ilk tepki olarak ağlamaya başlar. Müzisyen giderken hemşire şakayla karışık bir şekilde, ‘Belki de seni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de Nowheresville’de bir gaziler evi. Sene 1944 Avrupa’da II. Dünya Savaşında savaşırken arkadaşlarının büyük çoğunluğu ölen bir asker, büyük bir travma yaşamış ve konuşma yetisini kaybetmiş. Savaş gazilerini eğlendirmek için merkeze bir müzisyen getirilir. asker, müziğin çalmasıyla birlikte aylardır verdiği ilk tepki olarak ağlamaya başlar. Müzisyen giderken hemşire şakayla karışık bir şekilde, ‘Belki de seni burada işe almalıyız. Bizim kadar çok işe yarıyorsun’ der. Bu olaydan sonra Michigan Üniversitesi de, dünyanın ilk müzikle tedavi alanını açmaya karar verir.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2003/12/28/displayimage/0,,109518,00.jpg" alt="" width="180" height="203" />Müzikle terapinin geçmişi, tabii ki travma geçirmiş gazilerden daha eski. Bu fikir yaklaşık 2 bin yıldır bizimle birlikte. İngiltere’deki Sağlık Meslekleri Konseyi’nce hükümet bazında tanınma sağlanan bu tedavi şeklinin mali olarak desteklenmesiyse yetersiz. İngiltere’nin önde gelen kuruluşlarından ülke çapındaki Nordoff-Robbins Müzik Terapi Merkezi’nin gelirleri büyük miktarda müzik şirketlerince sağlanıyor.</p>
<p>Her hafta 700 çocuk</p>
<p>Peki müzikle tedavi tam olarak nedir? Bu yöntem, ‘müziğe tepki verme, insanın, incinme, engel veya travma gibi dış etkilerden zarar görmemiş doğuştan içinde barındırdığı bir özdür’ fikrine dayanır. Hastaların değil, terapistlerin bu yetenekleri yüksek oranda arttırabilmeleri gereklidir.</p>
<p>Bu kişilerin işleri, müziklerini hastalarının gereksinimleriyle çakıştırabilmektir. Bu başlangıçtaki uyum, hastayla terapist arasındaki ilk köprüdür. Bu hayati iletişim kurulduktan sonra tedavi başlayabilir.</p>
<p>Nordoff-Robbins bir haftada 700’den fazla çocuk ve yetişkin tedavi ediyor. Hastaların, davuldan piyanoya kadar pek çok aleti çalmaları sağlanıyor. Terapistler ilk olarak hastaların sesli veya tempolu aletlere odaklanmasını sağlıyorlar.</p>
<p>İşe yarıyor</p>
<p>Hastalar, gelişim problemi olan çocuklar, felçli bir hasta, Parkinson veya Alzheimer hastalığına sahip biri veya stresli bir yönetici olabilir. Her bir hasta için anında üretilen müzikle, kişilerin musiki deneyimlerini arttırmaları ve müzikle kendilerini ifade edebilmeleri hedefleniyor.</p>
<p>Peki işe yarıyor mu? Bundan emin olan terapistler, davranışlarda hem küçük hem de zor ilerlemeler kaydedildiğini ve hatta kişi konuşmaya başlayarak, mucizelere bile rastlandığını söylüyorlar. Bu kanıtlanabilir mi?</p>
<p>Bugüne kadar, müzikle duygu arasındaki bağ, beyindeki müziğe hassas bölgeler, müzik yapmanın etkilerinin biyokimyasal belirteçleri ve hatta anne ile bebeği arasındaki iletişimin müziği ortaya koymuş onlarca çalışma yapıldı. Ancak eğer müzikle tedavinin bilimsel olarak da kanıtlanmasını istiyorsanız biraz da olsa beklemeniz gerekecek.</p>
<p>Müzikle tedavi edilenler</p>
<p>- Rita bundan 2 yıl önce HIV pozitif taşıdığını gördü. Yıkıldı, içine kapandı, arkadaşlarını kaybetti ve işinden ayrıldı. Müzikle tedavisinin ilk seansında terapistini oldukça yordu. Rita’nın içindeki kaos ve depresyon, davullar ve büyük zillerin gürültülü sesleriyle kendini dışa vurdu. Terapist bu kaotik çalışı piyanoda da denedi.</p>
<p>Rita’nın müziği aşamalı olarak daha sakin ve daha ahenkli olmaya başladı. Artık daha ‘düzenli’ydi. Terapinin sonuna doğru, Rita diğer HIV hastalarıyla birlikte çalışan bir gönüllü olmuştu.</p>
<p>- 5 yaşındaki Mike otistik bir bozukluğa sahip. Yalnızlığı seven, kendini baskı altında hissettiğinde veya bir şeyi anlamadığında sinirlenen veya korkan biri. Terapisine başladığında, gergin ve odada bir yukarı bir aşağı yürüyordu. Terapisti, piyanoyu, onun bu dinlenmez halini yansıtacak, ama aynı zamanda da sakinleştirecek bir şekilde çaldı.</p>
<p>Mike bir süre sonra odanın içindeki enstrümanlara doğru hareket etmeye başladı. Birkaç saniye çalıyor, hemen ardından da kaçıyordu. Üçüncü seansta biraz daha uzun çaldı. Bu seansın sonuna doğru Mike, bir alette tamı tamına 10 dakika kaldı ve müzik Mike’ın bir diğer kimseyle iletişim kurması için heyecanını bastırdı. Müzik yavaşladı. Mike, yüzünde bir şaşkınlık ve memnuniyetle terapistinin yüzüne baktı. Sessizliği bir çığlıkla yok etmişti. Terapi işte bu anda başladı.</p>
<p>- Susan, ileri dereceli bir inme geçirdiğinde 34 yaşındaydı. Beynindeki hasar konuşamamasına neden olmuştu. Yalnızca sol kolunda küçük hareketler yapabiliyordu. Kaldığı merkezin çalışanları, Susan’ın içinde başarabilecek birinin bulunduğunu biliyorlardı ve bu nedenle müzik tedavisine yönlendirdiler.</p>
<p>Bir tepki alabilmek oldukça zordu. Terapist odadaki tüm enstrümanları çalıyor, ancak farkına varılabilir bir tepki alamıyordu.</p>
<p>Susan’ın ailesiyle konuşan terapist, hastasının şarkı söylemeyi çok sevdiğini öğrendi. Robbie Williams’ın Angels şarkısını çaldığında dikkat kesildiğini fark etti. Bir gün önce dudakları oynadı, kelimeleri hecelemeye ve yeniden şarkı söylemeye başladı.</p>
<p>Burada kullanılan tüm adlar değiştirilmiştir. Daha fazla bilgi için; www.apmt.org.uk / www.bsmt.org / www.musictherapy.org adreslerini inceleyebilirsiniz.</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>New Scientist</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/13/muzik-ile-tedavi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
