<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Teknoloji.Tc &#187; Mucitler</title>
	<atom:link href="http://www.teknoloji.tc/yazi/mucitler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.teknoloji.tc</link>
	<description>Teknoloji, Tasarım, Bilim Teknik, Robot, İcat, Keşif, Buluş</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Jul 2010 19:46:49 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Graham Bell</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/1930/graham-bell/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/1930/graham-bell/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2009 00:27:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Mucitler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=1930</guid>
		<description><![CDATA[


 Tam adı Alexander Graham Bell’dir. Aslen İskoçyalı olan Amerika vatandaşı bilim adamıdır. Telefonu icat eden bilim adamı olarak bilinir. (Bkz. Telefonun İcadı )
Telefonun bulunuşunun patentini Graham Bell 1876 yılında aldı. Bell Telefon Şirketi&#8217;ni 1877&#8242;de kurdu ve bu ilk telefon şirketiydi. Bu şirket bugün Amerika’nın en büyük şirketlerinden bir tanesidir. Graham Bell sadece telefonun patentini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"></p> <p>Tam adı <a href="http://www.teknoloji.tc/1930/graham-bell/">Alexander Graham Bell</a>’dir. Aslen İskoçyalı olan Amerika vatandaşı <a href="http://www.teknoloji.tc/bolum/bilim-adamlari/">bilim adamı</a>dır. Telefonu icat eden bilim adamı olarak bilinir. (Bkz. <a href="http://www.teknoloji.tc/1934/telefonun-icadi/">Telefonun İcadı</a> )</p>
<p><a href="http://www.teknoloji.tc/1934/telefonun-icadi/">Telefonun bulunuşu</a>nun patentini <a href="http://www.teknoloji.tc/1930/graham-bell/">Graham Bell</a> 1876 yılında aldı. Bell Telefon Şirketi&#8217;ni 1877&#8242;de kurdu ve bu <a href="http://www.teknoloji.tc/1934/telefonun-icadi/">ilk telefon</a> şirketiydi. Bu şirket bugün Amerika’nın en büyük şirketlerinden bir tanesidir. Graham Bell sadece <a href="http://www.teknoloji.tc/yazi/telefon/">telefon</a>un patentini almakla kalmadı, o çok yönlü bir araştırmacı ve <a href="http://www.teknoloji.tc/yazi/mucitler/">mucitler</a>den biriydi. <a href="http://www.teknoloji.tc/1572/thomas-edison/">Edison</a>’un icat edip, kendisinin geliştirdiği fonograf için 1 tane, hidro uçaklar için 4 tane, geliştirdiği hava araçları için 5 tane, ve selenyum piller için de 2 tane patenti bulunmaktadır.</p>
<p><a href="http://www.teknoloji.tc/1930/graham-bell/">Bell</a>’in babası kendisini sağır ve dilsizlerin problemleriyle uğraşmaya vermişti. Bu sebeple o, küçük yaştan beri, daha sonraları çok fazla işine yarayacak olan ses bilgisi konusunda pekçok bilgi edindi. Graham Bell de kendisini, sağır olan öğrencilerin, dolaylı olsa da, seslerin dünyasını anlamalarına ve yaşamalarına verdi ve ilk kez Boston&#8217;da bulunan Sağır ve Dilsizler Okulunda görev yapmaya başladı.</p>
<p>Bell çok büyük olan üç boyutlu kutu biçimdeki uçurtmaları kullanarak insanları taşımayı başarmış ve bu çalışması yalnızca deneme yaptığı istasyonun yanında bulunan ırmağı karşıdan karşıya geçebilmek maksadıyla kullanmıştır. Bell, kutu şeklindeki uçurtmadan örnek alarak ilk hidrofil botu yaparken Wright Kardeşlerin uçak tasarımı araştırmaları Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına kadar sürmüştür.</p>
<p>Oxford Üniversitesi’nde misafir öğretmen olarak görev aldı. İngiltere’de aldığı işitme fizyolojisi ile ilgili kitabı okudu. İnsan sesinin bir tel üzerinden başka bir yere aktarılabilineceği fikri üzerinde düşünmeye başladı. Bu esnada diğer bilim adamları da bu tür konularda araştırmalar yürütüyordu. İlisha Gray bu <a href="http://www.teknoloji.tc/bolum/bilim-adamlari/">bilim adamları</a>ndan bir tanesiydi. İngiletere’den gelen Graham Bell, Boston Üniversitesi&#8217;nde Fizyoloji profesörlüğü görevine başladı. Teorik bilgilerini teknik bilgilerle birlikte hayata geçirmeye ve sağırların duymalarına olanak veren aletler yapmak için çalışmalara başladı. Thomas Watson adında bir elektrik mühendisi ile beraber çalıştı. <a href="http://www.teknoloji.tc/bolum/arastirmalar/">Bilimsel araştırmalar</a>ını yürütmek amacıyla maddi olarak destek gerektiğinde ise Avukat Gardnier Greene Hubbart yardım etti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/1930/graham-bell/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Thomas Edison</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/1572/thomas-edison/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/1572/thomas-edison/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Nov 2008 09:26:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Dahiler]]></category>
		<category><![CDATA[Mucitler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=1572</guid>
		<description><![CDATA[ 
ŞUbat 1847&#8242;de doğan Thomas Edison, o sıralarda 14 yaşında olduğu halde dünyaca tanınmıştı. Yaşam hikâyesi, serüven romanları yazarlarım imrendirecek nitelikteyldi. Gerçekten kimi, bu yaşamın çeşitli yön-lerindeki serüven niteliklerini beğeniyor, kimi bu tüm varlığını çalışmaya ve bilime vermiş insanın üne erişme&#8221; -sindeki haklı sonucu bir &#8220;ders&#8221; verici olarak niteliyordu.
Dahi bir mucit olan Edison, her şeyden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/11/thomas_edison.jpg"><img src="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/11/thomas_edison-191x300.jpg" alt="" title="thomas_edison" width="191" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-1573" /></a><br />
ŞUbat 1847&#8242;de doğan Thomas Edison, o sıralarda 14 yaşında olduğu halde dünyaca tanınmıştı. Yaşam hikâyesi, serüven romanları yazarlarım imrendirecek nitelikteyldi. Gerçekten kimi, bu yaşamın çeşitli yön-lerindeki serüven niteliklerini beğeniyor, kimi bu tüm varlığını çalışmaya ve bilime vermiş insanın üne erişme&#8221; -sindeki haklı sonucu bir &#8220;ders&#8221; verici olarak niteliyordu.</p>
<p>Dahi bir mucit olan Edison, her şeyden önce yararcı bir ruha sahipti. Araştırmaları m ne bilimsel esinlenmelerin ateşiyle, ne de s^It yalın ilginin kışkırtmasıyla ele alırdı. Sonuç başta gelirdi onun İçin ve bir işe koyulmadan önce, &#8220;Acaba bu iş kamuoyunca benimsenir mi? Uygulamanın sağlayacağı maddi gelirler araştırmaya harcayacağı paralan karşılayacak ve iyi kazanç bırakacak mı?&#8221; diye düşünür ve öyle yola çıkardı.Kemerli lamba yerine daha kullanışlı bir aydınlanma aracı bulmaya koyulmadan önce de böyle düşünmüştü. Kemerli lamba masraflı ve güç ayarlanan bir nesneydi. Üstelik bir yemek odasını aydınlatmaktan çok, bir hipodromu aydınlatmaya yarar nitelikteydi. İlk iş olarak elektrik akımını bir telden geçirdi. Bu tel ısınacak, , kor haline gelecek ve parlayacaktı. Ama o zaman yanacaktı da. Bu sakıncanın da giderilmesi zor değildi; teli havasız bir yere almak yeterliydi.</p>
<p>Akkorla ışıklandırma yeni bîr fikir değildi. Bunu Amerika&#8217;ya yerleşmiş Geobel adlı bir Almandiuı Ogmı misti. Bu kişi, havasını boşullligi lıii ampulün içine kömür haline yelini* bambu elyafı yerleştirmiş ve bu kömürlere elektrik akımı vererek dükkânını ışıklandırmıştı. Üç yıl sonra FransaMa Mühendis Clısngy de ayın</p>
<p>şeyleri düşünmüş, bambu yerine platin tel kullanmış, fakat erimişti,</p>
<p>Edison&#8217;dan önce kesin adımı atan İngiliz Joscph Swan (1828 &#8211; 1914), karbon haline gelmiş kâğıt kullanmış; o da, kendisinden önce bu yolda yapılan deneyler gibi iyi bir &#8220;hava boşluğu sağlayamama engeliyle karşılaşmıştı (1860). Bunun üzerine cesareti kırılmış bu işin ardını bırakıp kendini fotoğrafçılığa vermişti. Lamba konusuna, Alman Hertnann Sprengel&#8217;-in 1865&#8242;te cıvalı boruyu icat etmesinden sonra yeniden döndü. Bu araç daha İyi bir hava boşluğu oluşturmaya yarıyordu ve 18 Aralık 1873&#8242;te Swan, ilk akkorlu lambasını İngiliz teknik-çilere sundu.</p>
<p>Ama bu lamba ticari bir uygulama için henüz çok ilkeldi. Ampulda-ki fitil çok kolay yandığından müşteriler ikide birde ampul değiştirmek zorunda kalacaklardı. Bu nedenle petrol, hatta gas daha ekonomikti. Bu durumda Edison&#8217;un yapacağı iş, daha dayanıklı bir madde bulmaktı.</p>
<p>Bir yıllık süren araştırmalardan sonra aradığını buldu: Swan.karbonu telcikleri gerçekten bunların en iyisiydi. Hemen lambalar yapmaya koyuldu. Bunları tanıtmak için oturduğu kasabanın sokaklarını aydınlatmaya başladı, mallarını zararına sattı, İ881&#8242;de büyük bir gösteri yaparak Paris Sergi&#8217;sini aydınlattı</p>
<p style="text-align: justify;">ABD&#8217;li mucitler&#8217;den biri. (1847-1931) Kendi şahsına binden fazla icadın patentini alabilen ve tüm zamanların en büyük mucidi kabul edilir. Başarılı olan İlk icadı geliştirilmiş bir borsa kayıt makinesiyle (1869) ve telgraf aletlerinin imalatıyla uğraşa­cağı fabrikasını açabilmek için gereken ser­mayeyi biriktirdi. <a href="http://www.teknoloji.tc/1509/edison/">Thomas Alva Edison </a>daha sonraları bir telin aynı zamanda dört haberi aynı anda iletmesini gerçekleştiren &#8220;çiftli telgraf&#8221; yöntemini keşfetti. 1876 senesinde Menlo Park&#8217;taki yeni bir <a href="http://www.teknoloji.tc/bolum/icatlar/">icatlar</a> fabri­kasına yani ilksanayi araştırma merkezine taşındıktan kısa bir süre sonra &#8220;kömür taneli&#8221; <a href="http://www.teknoloji.tc/1655/mikrofon-icadi/">mikrofon</a>un icadını yaparak A. <a href="http://www.teknoloji.tc/1930/graham-bell/">Graham Bell</a>&#8216;in <a href="http://www.teknoloji.tc/yazi/telefon/">tele­fon</a>u ticaret alanında kullanılabilir şekle ge­tirdi. 1877 senesinde kalay yapraklı fonografiyi icat etti (<a href="http://www.forumlopedi.net/teknoloji_f/fonograf-t16191.0.html">Fonograf</a>)<img class="alignleft size-medium wp-image-1511" title="light_bulb_ampul" src="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/11/light_bulb_ampul.png" alt="" width="136" height="232" /></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Sonraki sene de yeni bir ampul için denemeler yapmaya başladı. 1879 senesinde kömür-filamanlı ampulü icatları arasında yerini aldı. Bu şekilde elektrikle aydınlanma işlemi gerçekleşmiş oldu. (Ay­dınlatma). 1882 senesinde New York&#8217;taki 85 adet elektrik abo­nesine elektrik verebilen ilk jeneratör devreye girdi.    <a href="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/11/edison.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1510" title="edison" src="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/11/edison-240x300.jpg" alt="" width="240" height="300" /></a><br />
Daha sonra Edison, bir sinema sistemi kurup geliştirdi. Tüm hayatı boyunca bir tek bi­limsel buluşu olmuştur. <a href="http://www.teknoloji.tc/1509/edison/">Edison</a> etkisi adıyla anılan bu buluş, <a href="http://www.teknoloji.tc/1519/elektrik-akimi/">elektrik akımı</a>nın boşal­tılmış bir ampuldeki sıcak bir flamandan, ampul içinde bir başka tele geçtiğini, fakat bunun tersinin olmadığını ıspatlamıştı. Ancak bunun faydalı bir yönünü gö­remediği için, çok fazla önem vermedi. Edison başarısını büyük az­mine borçluydu. Ona göre « dahiler , % 1 il­ham, % 99 terleme» ile başarılı olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/1572/thomas-edison/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>James Watt</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/1506/james-watt/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/1506/james-watt/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2008 15:20:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Mucitler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=1506</guid>
		<description><![CDATA[James Watt hastalıkla bir çocuktu ve sürekli baş ağrısı çekerdi. Bu nedenle de okula gidemedi. Evde annesinden öğrenim gördü. Okumayı öğrenir öğrenmez bütün kitapları yutarcasına elinden geçirmeye başladı. On-bej yasına geldiğinde, o yıllarda fizik ve teknik alanlarda bilinen her şeyi öğrenmişti. Babası genç Watt&#8217;ı Üniversite&#8217;de doğa felsefecisi Doktor Dick&#8217;ten öğrenim görmek üzere Glas-gow&#8217;a gönderdi. Profesör [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">James Watt hastalıkla bir çocuktu ve sürekli baş ağrısı çekerdi. Bu nedenle de okula gidemedi. Evde annesinden öğrenim gördü. Okumayı öğrenir öğrenmez bütün kitapları yutarcasına elinden geçirmeye başladı. On-bej yasına geldiğinde, o yıllarda fizik ve teknik alanlarda bilinen her şeyi öğrenmişti. Babası genç Watt&#8217;ı Üniversite&#8217;de doğa felsefecisi Doktor Dick&#8217;ten öğrenim görmek üzere Glas-gow&#8217;a gönderdi. Profesör Dick sonraları onun üniversitede ince mekanik ve makine uzmanı olarak yerleşmesine yardım edecektir. 1763 yılında Watt, 27 yaşındaydı. Üniversite öğreniminde kullanılan küçük model bir Newcomen makinesini onarım için ona getirdiler. Makine gereği gibi işlemiyor, pistonları da bir kaç hareketten sonra duruyordu. Makipeyi iyice gözden geçiren <a href="http://www.teknoloji.tc/1506/james-watt/">Jemaes Watt</a>, buhar gücünden tam yararlanamadığını gördü. Hatta onarıisa bile yararlanma tam olamayacaktı. &#8220;Pistonları çalıştırmanın daha iyi bir yolu bulunmaz mı acaba?&#8221; diye aklından geçirdi. Olumlu bir sonuç alabilmek konusunda iki yıl çalıştı, fakat boşunaydı. Sonraları bunu şöyle anlatmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p><a href="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/11/james-watt.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1507" title="james-watt" src="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/11/james-watt-229x300.jpg" alt="" width="229" height="300" /></a>1765 yılında bir gün Öğleden sonra gezintiye çıkmıştım. Silindirin içinde sıcaklığı nasıl koruyabilirim düşüncesi aklımdan çıkmıyordu, durup durup hep bunu düşünüyordum. Su buharı yayılmayı zorlarken daha Önce havası alınmış bir boşluğa çarpma! ıy-dı, diye aklıma geliverdi. Özel bir kapta havası alınmış bir boşluk yap-tırtabilir ve kapta silindir arasında bir bağlantı sağlayabilirsem, buluşumu gerçekleştirebilirdim.&#8221;</p>
<p>Onun bu düşüncesi buhar makinesini yeni çağın en büyük güç kaynağı yapan ayrı kondensaiörün bulunmasıyla sonuçlandı. Bu buluş sayesinde silindir hep sıcak kalabiliyor ve önceöen soğutulup bin güçlükle yeniden ısıtılması gerekmiyordu. Watt,sıcaklık kaçırmasını önlemek için bir çeşit buhar örtüsü de icat etti. Sonuç onun bu buluşları Newcomen&#8217;in buhar makinesinden yüzde yetmiş daha az kömür tüketimi sağlamıştı. Newcomen*in açık bırakmış olduğu silindir Üst başını da kapattı; silindir başlığına bir salmastıra kutusu yerleştirerek pistonların hareketi sırasında buhar kaçmamasını da sağladı. Böylelikle, buhardan silindiri salt yukarı İtmede yararlanmakla kalmıyor, sonra aşağı itmek İçin de kullanıyordu. Buhar, pistonun her iki yanında da kullanılabilir olmuştu. İki yanlı etki gücü sağlayan buhar makinesi böylece gerçekleşmiş oldu. Daha sonraları kondensatörü soğuk suya yerleştirdi ve buharın yoğunlaşmasını hızlandırmak için bir tulumbayla da içine soğuk su fışkırttı. İkinci bir tulumba da bunu buhar kazanına vererek suyun aralıksız dolaşımını sağlıyordu.</p>
<p>Ne var ki, Watt&#8217;ın bu iik modeli ilkel bir denge makinesiydi ve yalnızca tulumbalarda kullanılıyordu. Fakat onun bu ilkel buhar makinesini daha pekçok ve önemli görevler beklemekteydi. Akla gelebilen bütün sanayi alanlarında itici güç olarak ve yanı sıra yüklerin ve insanların bir yerden başka yere taşınmasında kullanıldı.</p>
<p>Birmİng&#8217;amh bir tngiüz fabrikatörü Matthias Boulton, dünyanın buharla işleyen ilk fabrikasına VVatt&#8217;ı ortak aldı. Kısa bîr süre sonra Boulton ve Watt firması dünyanın her yanından gelen teknik adamların uğrak yeri oluverdi. Fabrikayı görenler, önlerinde yeni bir ufuk açıldığını anlıyorlardı.</p>
<p>Yeni makinenin yapımı istekleri karşılayamıyordu. Watt bu durumda başka yapımcılarına da yapım lisansı satmaya başladı, Doğa güçlerini insanların yararına kullanmak için ileri sürülen düşüncelere ve buluşlara karşı yüzyıllar boyu gösterilen umursamazlık (hatta düşmanlık) neden böylesine birdenbire geçip yerini doymak bilmez bîr enerji açlığına bırakıvermİşti?</p>
<p>Ortaçağ&#8217;ın insan gücüne dayanan ekonomisi yavaş yavaş ölmekteydi. İngiltere sanayii yeni bir biçimde gelişiyordu. İş adamları makineler satın alıp fabrikalar kuruyorlardı. Bu yeni anamalcılar, çalışanları belirli bir günlük ücretle tutuyorlardı. Ağır makinelerin ve yüklü anaparaların büyük ölçüde gerekli görüldüğü iki iş alanında, kömür madenlerinde ve dokumacılıkta çok hızlı bir gelişme oldu. Çünkü bu yeni buluşla maden ocakları su baskınlarından kurtulmuş ve dokumacılıkta büyük bir atılım gerçekleşmişti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/1506/james-watt/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR MUCİT DEHASI FULTON HAKKINDA BİLGİ</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/1489/bir-mucit-dehasi-fulton-hakkinda-bilgi/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/1489/bir-mucit-dehasi-fulton-hakkinda-bilgi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2008 18:46:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Mucitler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=1489</guid>
		<description><![CDATA[Hikâye şöyle başlamaktadır: Pennsylvania&#8217;da 1765&#8242;te İrlandalı yoksul bir göçmen ailesinin oğlu doğuyor; adı Robert Fulton&#8217;dur. Üç yaşındayken babası öldüğü için ve annenin yanında kalır ve çok geçmeden köy okulundan ayrılıp iş bulmak zorunda kalır. Ama bu gencin resme büyük yeteneği ve özellikle eşine az rastlanır bir direnç ve çalışma gücü vardı. Yaptığı portreler sahiplerine tıpatıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Hikâye şöyle başlamaktadır: Pennsylvania&#8217;da 1765&#8242;te İrlandalı yoksul bir göçmen ailesinin oğlu doğuyor; adı Robert Fulton&#8217;dur. Üç yaşındayken babası öldüğü için ve annenin yanında kalır ve çok geçmeden köy okulundan ayrılıp iş bulmak zorunda kalır. Ama bu gencin resme büyük yeteneği ve özellikle eşine az rastlanır bir direnç ve çalışma gücü vardı. Yaptığı portreler sahiplerine tıpatıp benziyordu. Delikanlı tutkusunun ardından taşralı müşterilerini bir yana koyup şansını denemek üzere Washington&#8217;a gitti.<br />
<a href="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/11/fulton1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1490" title="fulton1" src="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/11/fulton1-208x300.jpg" alt="" width="208" height="300" /></a><br />
Günün birinde, Benjamin , karşısında buldu kendini. Delikanlı portreye çalışırken, tutkularını bu değerli kişiye açtı: Yeteneklerini Avrupa&#8217;da, sanatın vatanında geliştirebilirdi, Franklin acaba kendini orada ün yapmış bir kişiye (sözgelişi, Benjamin VVesı&#8217;e) salık veremez rniydî?</p>
<p style="text-align: justify;">Btr sure sonra onu LendraMa görüyoruz. Perukalı ve soylu kişilerin portrelerini yapıyor ve tablolarını Ro-yal Academy&#8217;de sergiliyordu. Yaşı daha yirmialtıydı ve yazgısı birden değişiverdi. Stanhope&#8217;nin portresini yaparken ünlü mucit onu, sanatını bir yana koyup kendini tekniğe vermesini sağlayacak kadar etkiledi. Fulton, Stannope&#8217;un İcadının bir ince noktası olduğunu düşünmekteydi. Genç Amerikalı paleti, fırçayı bir yana atıp Unlu teknikcinin açtığı yeni ufuklara doğru koştu: Watt makinesi, buharlı gemi&#8230; Kalbi heyecanla çarpıyordu. Bu kez West&#8217;in şaşkınlık dolu bakışları karşısında cetveli alıp bundan böyle ölçekli resimler yapmaya koyuldu. Kaleminden sırasıyla siper kazma makinesi, mermer kesme-cilalama makinesi, kenevir ipliği tezgâhı, kanallar İçin dip tarama gemisi, bir su arkı ve bir köprü tasarımı çıktu I796&#8242;da da ırmak gemiciliğinin geliştirilmesi üzerine bir makale yayımladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Yıl 1800&#8242;dü. Fransa ve İngiltere arasında siyasal gerginlikler başgös-Icrdi. Yönetimdekiler, Manş&#8217;ın ötesine geçmek istiyor, ama İngiliz donanmasından korkuyordu. Ne var ki, ileri görüşlü Fulton, bu donanmayı yok etme olanaklarını getirmiştiyelkenlerle ultındîiysa elle işletilen bir manivela uratılığıyla İterleyen 6.40 m. uzunlusunda bir gemiydi. Balastların içine su doldurmak yoluyla dibe iniyor ve basılmış hava taşıyan bir depo, tayfalara 6 saat yetecek kadar oksijen sağlıyordu. Gerçekten Fulton&#8217;un 1801 &#8216;de Brest&#8217;te 7.60 metreye dalan &#8220;Nautilis&#8221; adlı deııizaltısı tam altı saat suyun dibinde kaldı. Torpil de bu</p>
<p style="text-align: justify;">deneyler sırasında onaya çıkmıştı. Araç patlayıcı maddeyle dolu bir torbaydı ve denizcilerin kendi elleriyle gidip düşman gemisine saplaması gerekiyordu. Bu sakıncaya karşılık deney yine de büyük heyecan yarattı.</p>
<p style="text-align: justify;">Fulton&#8217;un değeri yalnız Watt&#8217;ın-ki ile eşit denebilecek bir yaratma dehasına sahip oluşunda değildir. Aynı zamanda kötü yazgısına eşsiz bir kararlılıkla karşı gelmesini bilmiş; yoluna dikilen önyargılar, çıkarlar, kayıtsızlıklar ve art niyetli kişilerle görülmemiş bir inat ve dirençle savaşmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Fransa ve İngiltere değerim bilemeyince, kalktı. 1806&#8242;da vatanına döndü. Fulton güvenini kaybetmeyen dostu Livingstone&#8217;un sayesinde New York&#8217;ta Charles Brown&#8217;un tersanesinde bu kez gerçek bir buharlı yolcu gemisi yapmaya koyuldu. 10 Ağustos 1807&#8242;de &#8220;Ctermont&#8221; Hudson&#8217;un sularına indirildi.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Clermont&#8221; 40 metre uzunluğunda, 3.60 metre genişliğinde ve sualtı derinliği 2 metreyi bulan bir tekneydi. 4.60 metre çapındaki İki çarkını iki silindirli, güçlü bir Watt makinesi çeviriyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/1489/bir-mucit-dehasi-fulton-hakkinda-bilgi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aynştayn</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/1352/aynstayn/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/1352/aynstayn/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2008 23:32:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Dahiler]]></category>
		<category><![CDATA[Mucitler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=1352</guid>
		<description><![CDATA[EINSTEİN ALBERT (Albırt Aynştayn) 
1879 senesinde Almanya’nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Şüphesiz ki Einstein, yirminci asrın en büyük dahiler, bilginler ve mucitler kategorisindedir. Öğrenimini İsviçre’de gördü. 1904 senesinde Zürich Üniversitesine profesörlüğe yükseldi. 1912 senesinde aynı kentin politeknik profesörlüğüne geçti. 1913 senesinde Berlin Genel Bilimler Akademisi üyeliğine ve Wilhelm Fizik Enstitüsü Müdürlüğü­ne getirildi. 1921 senesinde Nobel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/11/einstein.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1353" title="einstein" src="http://www.teknoloji.tc/wp-content/uploads/2008/11/einstein.jpg" alt="" width="200" height="151" /></a><strong>EINSTEİN ALBERT (Albırt Aynştayn) </strong></p>
<p style="text-align: justify;">1879 senesinde Almanya’nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Şüphesiz ki <a href="http://www.teknoloji.tc/1352/aynstayn/">Einstein</a>, yirminci asrın en büyük dahiler, bilginler ve mucitler kategorisindedir. Öğrenimini İsviçre’de gördü. 1904 senesinde Zürich Üniversitesine profesörlüğe yükseldi. 1912 senesinde aynı kentin politeknik profesörlüğüne geçti. 1913 senesinde Berlin Genel Bilimler Akademisi üyeliğine ve Wilhelm Fizik Enstitüsü Müdürlüğü­ne getirildi. 1921 senesinde Nobel Fizik Ödülü&#8217;ne layık görüldü. Ancak <a href="http://www.teknoloji.tc/1352/aynstayn/">Aynştayn</a>, Yahudi ırkından olduğu için ve bu esnada da ırk kovuşturmasına maruz kalarak Almanya’yı terketmek zorunda bırakıldı. <a href="http://www.teknoloji.tc/1352/aynstayn/">Albert Einstein</a>, Fransa, Belçika ve İngiltere’de ikamet ettikten sonra son olarak Birleşik Amerika hükümetnde Priceton kentine giderek fizik bilimleri müdürü oldu. 1940 senesinde ise Amerikan vatandaşlığına girdi.1955 senesinde öldü.<br />
<a href="http://www.teknoloji.tc/1352/aynstayn/">Albert Einstein</a>’e göre evrende madde ile enerjinin toplamı sabit kalıp, mad­de enerjiye dönebilir. Bu dönüşüm belirli bir formüle göre elde edilir. <a href="http://www.teknoloji.tc/1352/aynstayn/">Albırt Aynştayn</a>, haksızlığın karşısında ve imanlı bir barışsever olduğu için atom bombası denemelerine çok karşı çıktı ve atom enerjisinin uluslararası kontrol projesinin ortaya çıkmasını da sağladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/1352/aynstayn/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İLKLERİN İCATÇISI ARŞİMET&#8217;İN YOLUNDA</title>
		<link>http://www.teknoloji.tc/1193/ilklerin-icatcisi-arsimetin-yolunda/</link>
		<comments>http://www.teknoloji.tc/1193/ilklerin-icatcisi-arsimetin-yolunda/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2008 12:38:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İcatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kaşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Mucitler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknoloji.tc/?p=1193</guid>
		<description><![CDATA[Arşimet yolu açmıştı. Keşiflerini somut deneylerle kanıtlamaya tutkulu olan hayranları, onun aydınlattığı bu alanda hızla ilerlemeye başladılar. Doğrusu, az fırsat da çıkmadı değil
önlerine&#8230; Kervanların ve savaş arabalarının eksik olmadığı, her köşe başında birtakım girişimcilerin bittiği, limanındaki çeşitli gemilerin ticaret yaşamına günden güne canlılık verdiği bu kocaman ve hareketli Siraküsna kentinde binlerce pratik sorunla karşılaşılmaktaydı. Bunların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Arşimet yolu açmıştı. Keşiflerini somut deneylerle kanıtlamaya tutkulu olan hayranları, onun aydınlattığı bu alanda hızla ilerlemeye başladılar. Doğrusu, az fırsat da çıkmadı değil</p>
<p>önlerine&#8230; Kervanların ve savaş arabalarının eksik olmadığı, her köşe başında birtakım girişimcilerin bittiği, limanındaki çeşitli gemilerin ticaret yaşamına günden güne canlılık verdiği bu kocaman ve hareketli Siraküsna kentinde binlerce pratik sorunla karşılaşılmaktaydı. Bunların nasıl ele alınacağını Arşimet göstermişti. Onun ölümünden sonra bir &#8220;halef&#8221; hemen yerini aldı; İskenderiyeli Ktesibius (M.Ö. II. yüzyıl). O dönemde de Ar-şimet&#8217;in keşifleri geniş çapta uygulanmaktaydı. Ktesibius, bunlara dişli tekerleği ekledi. Özellikle dişli çark düzeninde ustalık gösteren mucit, bugün kullandığımız hız ölçme araçlarının atası sayılan &#8220;dönme sayacı&#8221; yapmayı başardı.</p>
<p>Dişli çark sisteminden yararlanarak şu sayaçlarını geliştirdi. Fıçılardan şarabı, mahzenden sulan, hatta yaradan irini boşaltmaya yarayan makineler ve bir de zil icat etti.</p>
<p>Ktesibius&#8217;un makineleri öylesine geçerli oldu ki, kısa sürede çevresini bir yığın Öğrenci sardı. Bunlardan Bizanslı Filon pompa tekniğini geliştirdi. Ktesibius&#8217;un asıl büyük hizmeti, ustasını aşan ve Arşimet&#8217;ten sonra js-kenderiyelî en büyük mühendis olarak anılan Herone&#8217;u (Heron) yetiştir-mesidir.</p>
<p>Herone&#8217;u yalnız eserleriyle tanıyoruz. M.Ö. 100-150 yılları arasında yaşadığı sanılıyor. Bu bilgisizliğimiz bugün daha da üzücü geliyor; çünkü He-rone&#8217;un deneysel bilimin öncüsü olduğunu ve bugüne kadar özgün sandığımız birçok Rönesans bilginlerince ortaya konanların aslında onun eserlerinden derlemeler olduklarını anlamış bulunuyoruz. Sözgelişi, Le-onardo da Vinci&#8217;yi bunlardan biri olarak gösterebiliriz.</p>
<p>Burada yalnız bir &#8220;teori&#8221; olmaktan öteye gitmeyen eserini bir yana bı-</p>
<p>76</p>
<p>rakip İskenderiye Mühendislik Oku-lu&#8217;nun başında bulunan bir bilgin olarak ele alacağız. Bir mühendislik okulu! Gerçekten de bu yepyeni bir şeydi. Çünkü Mezopotamya ve Mısır, yetenekli mühendisler yetiştirmekle birlikte, onları temel kuramsal bilgilerle donatacak durumda değildi. Buna karşılık Herone&#8217;un yönettiği okul, birçok gelişmiş ülkedeki teknik okullarla karşılaştınlabilir. Her ikisinde de geometri, aritmetik, gökbilimi ve fizik gibi soyut bilgiler öğretiminin yanı sıra, bunların tahta ve maden üzerine uygulamaları da yapılmakta; öğrencilerin makine yapımı ve mimarlık alanında &#8220;pratik&#8221; kazanmaları sağlanmaktaydı.</p>
<p>&#8220;Öğretim üyeleri&#8221; yalnız uzman olmakla kalmıyorlardı. Herone da ötekiler gibi her konuda öğretim yapıyordu. Hidrostatik konusunda araştırmalar ve keşifler yapmış, bunları icatlarla uygulama alanına koymuştu. &#8220;Dioptri&#8221; denilen bir çeşit yer ölçme aracı yapmıştır. Yaptığı oyuncak-makinelerinin en tanınmışı &#8220;Herone Çeşmesi&#8221;dir. Ateşle ısınmış havanın özelliklerini keşfeden Herone&#8217;un olağanüstü bir buluşu daha vardı: Kaynayan suyun üzerine İki boruyla oturtulmuş iki musluğu bulunan bakır bir küre&#8230; (Herone aygıtı) denilen bu oyuncak, gerçekte buharlı bir türbindi. Kaynayan suyun buharı, borular aracılığıyla küreye geçmekte ve deliklerden çıkarken küreyi döndürmekteydi.</p>
<p>Buharın itici gücü, Persons&#8217;tan yirmi ve Deniş Papin&#8217;den on sekiz yüzyıl önce insanlığın hizmetine girebilir, İskenderiye tekniğine büyük etkiler yapabilirdi. Ama ne Arşimet, ne Ktesibius ve ne de Herone bu büyük buluşlarının insanlığa yararlı alanlarda kullanılabileceğini akıllarından bile geçirmenıişlerdi..Böylesine bilimsel ve _.</p>
<p>teknik uygulamaları gerçekleştirebüen bu bilginlerin, ellerindeki olanaklarla oyuncaklar yapmaktan ileri gitmemeleri üzücüdür. Gaz, optik ve Jeodezi (1) üzerine bunca ciddi eserler yazan Herone&#8217;un &#8220;Otomatlar&#8221; adlı bir eser yayımlamasına kimse şaşmamıştı. İskenderiyeli bilginin buhar gücüyle işleyen bir aygıt yapıp sonra bunu oyuncakları hareket ettirmekte kullanması da olağan karşılanmıştı. Bu olağanüstü keşfini, &#8220;Savaşan Her kül&#8221; ya da &#8220;Çalışan Demirci&#8221; gibi, alıkları hayran etmekten başka bir işe yaramayan hareketli şekilcikler meydana getirmekte kullanmıştı.</p>
<p>Yeni buluşlara meraklı geçmişin dünyası da mekanik oyuncakların hastası olup çıkmıştı. Herone&#8217;un makineleri, çalışanların yaşam koşullarını kolaylaştıracak uygulamalarda kullanılacağı yerde hareket eden heykeller ve kuklalar yapımına yarıyordu. Bu da insan gücünün çok bol oluşundan ve imalâtçıların üretimi geliştirme gereği duymamalarından ileri geliyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknoloji.tc/1193/ilklerin-icatcisi-arsimetin-yolunda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
